Son Yazılarım
Kategorilerim
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
25/11/2009 ·
" HER ÜLKE HAK ETTİĞİ ŞEKİLDE YÖNETİLİRMİŞ "
Demek ki, biz de layık olduğumuz şekilde yönetiliyoruz.
Yoksa sizler, daha iyi yönetilmeye layık olduğunuzu mu düşünüyordunuz?
Daha iyisini hak ediyor musunuz?
Bence hak etmiyorsunuz.
Hak etmek için ne yapıyorsunuz ki?
Şu halinize bakın!
Kaç gün önceden haber verilen bir memur eylemi yapılıyor ama ezileni desteklemiyorsunuz " işim var, gücüm var" yaygaraları! Sanki hepiniz İngiltere kraliçesinin taç giyme törenine yetişecekdiniz de, geç kaldınız!
Grevden ödünüz kopar, eylemden ödünüz kopar, her şeyden ödünüz kopar
Anca oturduğunuz yerden sızlanmayı bilirsiniz
Bu pısırıklıkla, bu ödleklikle bu kadarına layıksınız.
Hem bak adam ne güzel şeyler yapıyor!
Alt kimlik, üst kimlik, yan kimlik, orta kimlik....
Daha önce kimsenin aklına gelmeyen şeyler buluyor çıkartıyor!
Neyse, hadi size iyi sızlanmalar....
Yorum (7)
Yorum yaz!
12/11/2009 ·
Sarhoş yolcu, uçakta pantolonunu indirmiş, uçağın koridoruna çişini yapmış.
Ne var bunda diyeceksiniz...
Çok şey var...
Uçaktaki onca yolcu, ben diyeyim 30, siz deyin 50..o sarhoşu oracıkta anasından emdiği süt burnundan gelene kadar dövmemişlerse, kibarca hostese şikayet etmişlerse, hostes de kibarca adamı uyarmışsa -ki aynen öyle olmuş- bunda çok şey var.
(Bu arada bu adamın kendini bu kadar kaybedecek kadar sarhoş olduğuna da inanmıyorum, havalanına gelmiş, biletini almış, güvenlikten geçmiş, uçağına binmiş, doğru koltuğa oturmuş, o ana kadar hiçbir taşkınlık belirtisi göstermemiş, bağırıp, çağırmamış, kusmamış)
O uçakta yolcular yerine eşekler seyahat ediyor olsaydı durum farklı olmazdı, belki eşekler daha cesur çıkardı adama birkaç çifte atarlardı.
Tepkisiz toplum, tepkisiz insanlar böyledir, başlarına- affedersiniz- sıçsalar, ses çıkartmazlar, korkarlar.
O sarhoşu görürsem, tebrik edeceğim ve bir dahaki sefere yalnız çişini değil, kakasını da yapmasını isteyeceğim.
Bunlar niye bunca senedir başımızda şimdi anladınız mı?
Yorum (2)
Yorum yaz!
11/11/2009 ·
Tarih: 10 Kasım 2009, Atatürk'ün ölüm günü.
Yer: Türkiye Büyük Millet Meclisi- ATATÜRK'ün kurduğu meclis.
Başbakan Tayyip Erdoğan ile meclis başkanı Şahin arasında aşağıdaki konuşma geçiyor:
Tayyip: Bu nasıl iş kardeşim? Bu pankartları açmasına nasıl izin verirsin? Attırsana o pankartları!
Başbakanın "attırsana" dediği pankartlarda sadece Atatürk portreleri var ve sadece "Ata'm İzindeyiz", "Ata'm eserlerine sahip çıkacağız", "Ata'm seni unutmadık" gibi yazılar yazıyor.
Atatürk'ün kurduğu meclisten,
Atatürk'ün ölüm günü,
Atatürk'ün resimleri attırılıyor!
Blogcudan adresimi tespit edip, içeri attırsınlar, Tayyip'in de, Şahin'in de, tüm AKEPE'lilerin de, AKEPE'ye oy verenlerin de, verecek olanların da, toptan yüzlerine tükürüyorum:
PUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUUU! 
Yorum (4)
Yorum yaz!
17/10/2009 ·
Alman savcıların yüzyılın bağış yolsuzluğu diye nitelendirdiği ve suçluları hapse attırdığı, "ASIL FAİLLER TÜRKİYE'de" dedikten 13 ay sonra Deniz Feneri derneğine göstermelik bir baskın düzenlendi.
- Aman abi, Almanlar bizim derneği bastılar, ipliğimiz pazara çıktı!
- Len ne salaksınız len, hırsızlık yapıyorsunuz adam gibi yapsanıza, insan örtbas eder!
- Aman abi, gözünü seveyim, paçalarımız tutuştu! Bir de "Asıl suçlular Türkiye'de demişler" !
- Merak etmeyin, siz delilleri neyim saklayın, her şeyi iyice yok edin, bize telefon açın, biz o zaman geliriz.
13 AY SONRA
- Alooovv?
- Selamünaleyküm abi, biz dellileri yok ettik, her şeyi iyice temizledik, buyrun gelebilirsiniz
- Len 13 ay oldu, niye daha önce aramadınız? Basın üzerimize geliyor, kaplumbağa hızıyla çalışıyorlar diye!
- N'apalım abi, ortalık öyle pisti ki, anca 13 ayda temizledik!
- Emin misin o'lm, bak kazara naylon fatura, filan bulmayalım!
- Yok abicim, 13 aydır her yeri didik didik ettik, işleri kitabına uydurduk, tüm kanıtları yok ettik, ortalık pırıl pırıl oldu, ACE' yle yıkadık valla.
- Tamam o zaman, yarın sabah baskına geleceğiz, sen çayları, kahveleri hazırla
- Tamam abicim, bekleriz, börek, kek de alırız...
Yorum (5)
Yorum yaz!
18/7/2009 ·
Kendini bir b....k sanan, parası bol, omurgasız, yalakanın teki, cezaevinde 1000 kadar kitap okudu diye, terörist başına methiyeler düzmüş.
"Ah canımmm, vah vah, biz de buna bebek katili diyorduk, halbuki ne kültürlü adammış!"
Heee!....hapiste kitap okudu diye melek oldu zaar !
Neredeyse şöyle diyecekler: Senin Apo, bir melekti yavrum!...
Bugünlerde herkes hainlikte birbiriyle yarışıyor!
Bakalım sonu nereye varacak?
Yorum (15)
Yorum yaz!
20/12/2008 · Kategori:
din
Ablasını 130 parçaya ayırdı!
Sevgilisinin kafasını testereyle kesti!..
Son 1 haftada 3 evlat annesini öldürdü.
Bursa'da bir genç annesini 12 bıçak darbesiyle öldürürken, ablasını da 15 bıçak darbesiyle ağır yaraladı. Gencin şizofren olduğu belirlendi.
Gaziantep'te bir kişi tartıştığı babasını öldürdü.
Denizli'de beddua ettiği gerekçesiyle babasını öldürdü.
Kocaeli Derince'de bir gençkız sobayı tutuşturamadığı için kendisine küfreden babasını öldürdü.
Şanlıurfa' da bir kedinin 4 bacağı, vücuduna birleştiği yerden kesildi, çırpınarak ölen kediyi bu hale getiren kişi ya da kişiler bulunamadı.
Türkiye'deki El Kaide karargahına yapılan baskını da televizyonda izlemişsinizdir. Yakalan sakallı genç, tv muhabirinin bir sorusuna şu cevabı verdi:
- Sizin gibi kafirleri kesmek için !
Biraz ötedeki arkadaşları da "Allahuekber" deyip duruyorlardı. O muhabiri kesselerdi ne kadar büyük zevk alacaklardı.
Dini geleneklerinde her yıl çeşitli hayvanların boğazını kesmek olan insanların, 2- 3 yaşından beri her yıl boğazı kesilen hayvanları zevkle seyreden çocukların olduğu, hayvan boğazlamanın gayet doğal, gayet normal karşılandığı bir kültür içinde büyüyen gençlerin psikopat, şizofren, paranoyak olmasına ben şaşırmıyorum.
El Kaide, Hizbullah gibi Müslüman terör örgütlerindeki militanların insanları domuz bağıyla işkence ederek öldürmeleri, başlarını kesmeleri bir tesadüf mü? Canlı bomba olup masum insanların arasına dalıp ortalığı kan gölüne çevirmeleri tesadüf mü?
Diyeceksiniz ki, "her Müslüman böyle mi? her kurban kesen psikopat mı?" Evet değil. Ama istisnalar kaideyi bozmaz.
Ünlü yazar Leo Tolstoy' un " insan öldürmekle hayvan öldürmek arasında sadece bir adım vardır" deyişini hatırlatırım. Birkaç istisna dışında dünyadaki tüm seri katillerin ilk kurbanlarının kedi ve köpekler olması da bir tesadüf değildir.
Kusura bakmayın bir vejeteryan olarak, bir hayvan sever olarak, İslam dini bana çok vahşi geliyor, tüylerim ürperiyor. Allah için kesiyoruz da Allah ne yapacak o kesilen hayvanları?
Diyeceksiniz ki, Hristiyanlar et yemiyor mu? İyi de, marketten jelatine sarılmış, kıyma haline, biftek haline getirilmiş tabak içinde satılan dana etini almak farklı bir şey, canlı canlı bir danayı bahçeye getirip, orada kesmek, yüzmek, doğramak başka bir şey.
Milletçe daha çocukluktan kasaplığa alışıyorsunuz, kasaplık size gayet normal, doğal geliyor! Eti hayatı boyunca sadece marketten alan bir çocuk, o etin o aşamaya nasıl geldiğini görmüş olmuyor en azından.
Kafa kesmeyi bu kadar doğal bulan bir toplumda, insanların analarını, bacılarını kesmesi de gayet doğal olacaktır.
Ya, lütfen biraz kendinize dışarıdan bakmayı öğrenin,
Empati kurmayı öğrenin.
Yaptıklarınız size çok normal geliyor ama normal değil inanın.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
24/11/2008 · Kategori:
din
Kutsal kitaplara bakarsanız, dünyadan hiç farkı olmayan bir öbür dünya tarif ediliyor.
Etten, kemikten, yiyip, içen, içinde şarap ırmakları akan, yakut gövdeli ağaç (ne faydası varsa!), hurilerle gönül eğlendirilen bir yer!
Pardon ama, Adem ile Havva'yı seks yaptığı için cennet'ten kovan Allah fikir mi değiştirdi? 
İnsanlar bu dünyaya o kadar bağlılar ki, öbür dünyada yakut ağacın yakutlarıyla bir şeyler mi satın almayı düşünüyorlar? Para, pul Cennet'de de mi var?
Cennet'de de yiyip, içeceksek, tuvalete de gideceğiz, kanalizasyon sistemi de olmalı. Ne farkı var o zaman dünyadan? Ben böyle bir Cennet'e gitmek istemem.
Gelelim Cehennem'e. Kaynar kazanlarda sürekli haşlanan, derileri yenilendikçe yenisi çıkan yine haşlanan, kavrulan günahkarlar.
Şimdi bunu doğru olarak kabul edersem, işkence yapmaktan zevk alan, sadist bir tanrı kavramını da doğru olarak kabul etmem gerekir.
Niye biz insanlar "işkence insanlık suçudur", "işkence bir köpeğe bile yapılmaz", "işkence insanlığa yakışmaz" diyoruz? İdam cezasını bile yasaklıyoruz. En kötü suçları işlemiş kişileri bile kaynar sularda haşlamıyoruz. Mahkumlara kötü muamele yapılamaz, savaş esirlerine bile işkence yapılamaz diyoruz. İnsanlığa yakışmayan bu şey Allah'a nasıl yakışıyor? Yarattığı kullar Allah'tan daha mı merhametli? Hani Allah çok merhametliydi?
Kalıcı Bağlantı
Yorum (11)
Yorum yaz!
Hayır, yenilmeyecektik, İlknur'un bir işaretiyle, adamların kötü olduklarını zaten hisseden Metal, hemen dişlerini ilk gördüğü adama geçirdi, beyler de fırsatı kaçırmadı!

Hanımlar da boş durmadı, Nihansum, güverteyi temizlemekte kullanılan bir kova buldu ve

güm diye silahını ateşleyecek olan adamın kafasına geçirdi. Adam kovayı başından çıkartırken, birzamanlareylül yerde bulduğu içki şişesini tüm gücüyle adamın kafasında kırdı!

Birzamanlareylül: Şerefine !!!
Ve vaktiyle eskrim çalışmış olan İlknur da eline geçirdiği viledayı tam bir kılıç gibi ustalıkla kullanırken bağırdı: " biraz eskrim dersi vereyim bu nasıl !" 

Adam: Ahh! Gözüm !!!
Misscritic ise eline geçirdiği bir tavayı bir başka adamın kafasında
patlattı.

misscritic: "Tavalar her zaman yumurta pişirmeye yaramaz! "
Berraksu ise hortumu kapmış, tazyikli suyu tüfekli adama tutuyor! Adam neye uğradığını şaşırdı

Berraksu: Al sana banyo! 
Ve hatıralarlaben duvardaki yangın söndürme cihazını alıp, silahını ateşleyecek olan bir başkasının kafasında resmen paraladı!...

hatıralarlaben: Al sana süslü kafa !
hasretsenfonileri hocam, gurbetteyazmak yani Hasan abi de ellerinde çelik tavalarla, ayılmaya çalışanın olursabüyük bir zevkle kafasına tekrar tavaları indiriyorlardı
Tabii diğer tüm arkadaşlar da hepsi ellerinde tava, süpürge vs. ile ellerinden geleni yapıyorlardı, tekmeliyor, ısırıyor, kimseye silahını ateşlemesi için fırsat vermiyorlardı. 
Biz adamlardan daha kalabalıktık, Metal'in de ısırmadığı popo, bacak, kol kalmamıştı. Sonunda adamlar kendilerini güverteden atmakta çareyi buldular.
Kalanları da beyler karga tulumba suya attılar.
Hep birlikte bağırdık: YAŞASINNNNN!!!!OLEYYYY!!!HURRRAAA!!
Metal bile sevinmişti: hav hav hav!
Anjelika: Tekneyi kim kullanacak? 
Benduras: Askerde tank kullanmıştım....
Hasretsenfonileri: E, hadi o zaman bu iş sana düşer Benduras! 
Ahmetde: Biz beyler de ne olur, ne olmaz güvertede nöbet tutalım, haydi Hasan abi, Barış bey, Ufuk gözümüzü dört açalım, ne de olsa tekne elmas kaçakçılarının!..
Bu arada söylemeye gerek yok ambar elmasla doluydu! Ayrıca pasaportlarımız ve cep telefonlarımızı da kaptan köşkünde bulduk. Ama şarj edilmedikleri için
kimseyle konuşamadık..
İlk limanda demir atmak üzere yola çıktık, ve hep birlikte şarkı söylemeye başladık:
" Bu gemide ah ben de olsaydım
Açık denizlere yol alsaydım
Vız gelirdi her şey inan bana
Yeter ki sen bana varsaydın
.....

Teknemiz uzaklaşırken, köpek balıkları denize düşen adamlara yaklaşıyordu.
Oh olsun!
Ve Fas'ın bir limanına vardı. Hemen Türk büyükelçiliğine gittik ve durumu anlattık. Polis elmasları bulduğumuz için hepimizi kutladı. Ailelerimize telefon ettik, hepsinin ne kadar mutlu olduğunu anlatmaya gerek yok. 
Sıcak sulu bungalovlarda, lüks bir safari yapacakken başımıza gelmeyen kalmamıştı, arkadaşlarım bana çok kızmışlar mıydı, sormaya cesaretim yoktu. 
BİR HAFTA SONRA.....
Beyaz Saray'a şık paketlenmiş bir koli geldi. Üzerinde: George W. Bush, White House Washington USA yazıyordu.
Koruma görevlisi: Sayın Başkan inceledik içinde bomba yok, sizi seven birisi emeklilik hediyesi olarak nadide bir Afrika çiçeği göndermiş.

- Hmm... başkanlığım bitiyor bunu evime gönderin. Gönderene de teşekkür edin.
- Gönderen ismini yazmamış ama Türkiye, Ankara'dan geliyor.

SON
Oynayanlar: (Alfabetik sırayla)
ahmetde, anemonunmutfagi, anjelika7, arzu55, aylintoygun, baris59, benduras, berraksu1, birzamanlareylul, gurbetdeyazmak, hasretsenfonileri, hatiralarlaben, ilknur1959, kedilerimveben, misscritic, nihansum, sehnaz62, ufuk2008.
senaryo: antartika
Rol alan ve okuyan herkese çok teşekkürler



Kalıcı Bağlantı
Yorum (23)
Yorum yaz!
Adamlar öyle meşguldüler ki, bizi farketmeden gidecek gibiydiler, günlerdir yürümekten bitap halde olmamıza rağmen bizsiz gitmesinler diye son bir güçle koşa koşa yanlarına gittik. Öyle ıssız bir yerde bir grup turist görünce çok şaşırmışlardı. İngilizce hocası olan hasretsenfonileri hocam onlara seslendi.
" Bakın biz turistiz, safari için gelmiştik ama dolandırıldık, ormanda kaybolduk, lütfen bizi en yakın şehre, ya da polise götürün...lütfen...

Bir tanesi içeriye girip herhalde kaptana haber verdi ve sonra bizleri davet ettiler, böylece sevinç içinde hepimiz tekneye bindik, bize yiyecek ve içecek de ikram ettiler. Çok mutluyduk. Sonunda kurtulmuştuk. Ufuk sevinçle el salladı
" Hoşçakal Afrika!"

Henüz kaptanla tanışmamıştık ama umurumuzda değildi. Şuradan bir kurtulsak diyorduk hepimiz.... ve az sonra teknenin kaptanı, elinde içkisiyle geldi.

Hoşgeldiniz.
Dünya ne küçük değil mi? Doğrusu o ormandan sağ kurtulmanız bir mucize!
Hep bir ağızdan bağırdık!
" Olamaz Jambo Ali! "
Paralarımızı, cep telefonlarımızı ve pasaportlarımızı çalarak, bizi ormanda terkeden rehber Jambo Ali!..
Her kafadan bir ses çıkmaya başlamıştı.
" Seni namussuz seni!"
" Len eşsolusu bunu yanına bırakmayacağız!"
" Domuz herif seni!"
Jambo Ali, keyifle kahkaha attı.
" Hahahahahahahahahahah
Pardon, sizler safari yapacaktınız değil mi? Sıcak sulu, lüks bungalowlar, güzel yemekler, animasyonlar, hahahahahahahah
" iğrençsin ! Peki bu kadar kişiyiz, bizlere ne yapacaksın? Hepimizi vuracak mısın?"
" İçeride düşündüm bile, hanımlar bana iyi para kazandırırsınız, beyaz kadınlar iyi para ediyor burada, beyler sizleri de biraz açılınca denize attıracağım, buralarda köpek balığı boldur, karınlarını doyursunlar hahahahahahah! Hem kurşun harcamamış oluruz, E, malum asıl mesleğimiz elmas kaçakçılığı"
İyice afalladık. Elmas kaçakçığı ha. 
Bir an umutsuzluğa kapıldık. Ama hayır, yenilmeyecektik. O kadar badireyi atlatmışken hem de! Kurnazlar tekneye bindiğimizde tüfeklerimizi hemen almışlardı. Şu anda kimsede tüfek yoktu.
Birbirimize bakıyorduk.. tekne hareket etmeye başladı.
Kaptan " Yeterince açılınca beylere ne yapacağınızı biliyorsunuz!" dedi ve gitti.
Kendime çok kızıyordum, teknenin ismi Devil's Eye'dı, yani 'şeytanın gözü', böyle bir tekneye binilir mi? Ah kafam ah!" 
Yarın: Şeytanın Gözü' nden kaçabilecek miyiz?
Kalıcı Bağlantı
Yorum (9)
Yorum yaz!