BİR DEVRİMCİNİN PORTRESİ !
Aşağıda okuyacağınız şeyler hayal ürünü değil, tamamen gerçektir. O yüzden de isim vermiyorum.
İstanbul Üniversitesi'nin .........bölümünü kazanan, pırıl pırıl bir genci ailesi yurtlarda perişan olmasın diye İstanbul'da oturan halasının yanına gönderiyor.
Zannediyorlar ki, her normal, sevecen hala gibi sevgili yeğeniyle ilgilenecek, sabah kahvaltısını verip, "haydi iyi dersler" deyip okula uğurlayacak, okul dönüşü önüne bir sıcak çorba, yemek koyacak, fazla bilgisayar oynamasın, ders çalışsın diye kontrol edecek filan....söylemeye gerek yok, oğlan halasına maddi olarak yük olmasın diye her ay halaya 1 milyar para gönderiliyor...
Çocuğun bir de teyzesi var, şimdi çocuk msn'de teyzesine "teyzecim filan yemek nasıl yapılır?" diye sordukça, teyze durumdan şüpheleniyor, "kuzum halan yemek yapmıyor mu?" diye sordukça yavaş yavaş halanın pek de normal biri olmadığı ortaya çıkıyor:
Meğer hala sabah evden çıkıp, "ülkeyi kurtaracak" bir grupla akşama kadar takılıyor, filan dernekte sıcak ev yemeği yiyor, gece 12.00'lerde eve dönüyormuş. Yeğeninin kedi tüyüne alerjisi olduğunu, sık sık hastalanan zayıf bünyeli bir çocuk olduğu bile bile bir de eve kedi almış.
Bu arada çocuk üzülmesinler diye anne, babasına bir şey hissettirmiyor, " halanda memnun musun?" deyince hep "iyiyim" diyor. Ama sık sık hastalanıyor, teyzesi ne zaman sorsa evde yemek yok! Böyle bir yıl geçiyor...
Yine msn'de teyzesiyle sohbet ederken, ağzından kaçırıyor, halası kedinin kumunu haftada bir anca temizliyormuş! E, pes yani, zaten kedi tüyüne alerjisi olan, sık sık hastalanan çocuk, ders mi çalışsın, yemek mi yapsın, temizlik mi yapsın yoksa halasının kedisinin bokunu mu temizlesin! ?
Sonunda teyze, kız kardeşine " kızım, gidin bu çocuğa bir bakın, ne halde, ne zaman sorsam yemeği yok, halası eve kedi almış, kumunu temizlemiyormuş, kedi kokuyormuş, çocuk ikide bir hastalanıyor! Mikrop kapacak!" deyince, anne, baba arabaya atladıkları gibi soluğu İstanbul'da alıyorlar, eve bir giriyorlar ki, her yer pislik içinde! Ortalık ağır bir küf, toz kokuyor. Bir odaya kapatılmış, günlerce kum kabı temizlenmemiş zavallı bir kedi bas bas bağırıyor!
Baba kokudan kusacak hale geliyor, anne oğlunun böyle yaşadığını bilmediğinden üzüntüsünden ağlıyor, hemen çocuklarının giysilerini, kitaplarını toparlamaya başlıyorlar. Bir de ne görsünler giysilerinin çoğu yeşil, küf içinde! Küflü olan tüm giysilerini çöp poşetine koyup kapının önüne bırakıyorlar. Ve hemen o gün çocuklarını alıp İstanbul'dan ayrılıyorlar.
Şimdi çocuk ailesinin yanında, yeniden sınava girecek, istediği bir bölüm değilmiş zaten. Ve yaşadıklarından ötürü asla İstanbul'da bir okula gitmeyi düşünmüyor.
İkinci bir örnek: Bu da yukarıda anlattığım 'ülkeyi kurtaracak' ama kendi kıçındaki boku temizlemekten aciz kadının tıpkısının aynısı! Kızını nasıl eğittiyse (daha doğrusu eğitememiş ki) 13 yaşındaki kızı evden kaçıyor, kızlarına sahip çıkacak, yaptığı yanlıştan döndürmek yerine evlatlıktan reddediyorlar! Kız bir daha okula dönmüyor, dönemiyor, kaçtığı taksi şoförü mü ne yaşça büyük bir herifle evlenip, bir de çocuk doğuruyor.
Yetmiyor.
Kendi kızına hayrı dokunmayan ama 'ülkeyi kurtaracak' bu kadın, "anne illa buraya gel" diyerek, yüksek tansiyon hastası, 70 yaşındaki, oldukça şişman annesini, Ağustos sıcağında Ege'nin 40 derece sıcak bir kasabasına çağırıyor.
Kadın "orası şimdi çok sıcaktır gelmeyeyim" dese de, kızı inat ediyor. Ülkeyi kurtaracak ya, "kocamın hapse atılması söz konusu" deyince, zavallı kadın da gidiyor, 3 gün sonra fenalaşıyor, kızın pek umurunda olmuyor, şehre, hastaneye götüreceğine, küçük kasabanın, sağlık ocağına götürüyor. Neticede annesi ölüyor.
Duyduğuma göre kız asla anasının ölümüne sebep olduğunu kabul etmiyormuş. Halbuki öz ağabeyi, yengesi, torunlar bile " babaannemiz ..........'a gitmeseydi ölmezdi" diyorlar. Kadın şişman, tansiyon hastası ama oldukça dinç bir kadındı. Ben de tanıyordum kendisini.
Psikiyatri bilimine özel ilgi duyarım, bu konuda çok kitap okudum, çok da uzman görüşü dinledim. 'normal' bir insan önce kendisine, ailesine hayrı dokunacak, sabah kalktığında banyosunu yapacak, hiç değilse elini, yüzünü yıkayacak, dişlerini fırçalayacak, yemeğini yapacak, evini temizleyecek, sorumluluk sahibi olacak. Niye demişler 'aslan yattığı yerden belli olur' diye!
Sen pislik içinde, küf içinde otur! Yemek yapma, iş güç yapma, komünizm Rusya'da bile alaşağı edildiği halde, tarih öncesi dinazorlar gibi 'komün' hayatı yaşıyorum deyip, sıcak yemek yerken, zavallı oğlan sınavlara çalışacak, ders çalışacak yerde mutfakta yemek yapmaya uğraşsın! Eve aldığın kediye bile bakma, üç günde ruh hastası yap, kokut! Öteki desen kendi annesinin ölümüne sebep ol, kendi kızına hayrın dokunmasın, ondan sonra " ben ülkeyi kurtaracağım" diye hava at.
Şimdi tüm bunları ve bu yazıdaki 'hala' gibi "ülkeyi kurtaracak" diğer gençleri düşündüm:
Kendilerine 'devrimci' diyen bu insanlardan kime ne hayır gelir?
Zaten bunlar normal olsalar, 350 farklı gruba bölünürler mi? Fi tarihinde, Kadıköy'de 1 Mayıs'ı izliyordum. Ülkeyi kurtaracak, çeşit çeşit gruplar vardı. Maşallah ALFABEDE HARF KALMAMIŞTI. DevABC, DevDEF, DevHIJ, DevKLM, DevNOP, DevRSŞ, DevTUV, DevVYZ....
Ciddi ciddi, pek kızdıkları -militarist- tavırlarla yürüyen o gençlere sormak isterdim:
" Pardon hanginiz ülkeyi kurtaracaksınız? Hepiniz mi? Öyleyse niye bir olmuyorsunuz? Kendi aranızda bile bölünmüşsünüz, sizden bu ülkeye acaba nasıl bir fayda gelecek?"
Bu kadar da değil...
Bu kendine, yeğenine, kızlarına, annelerine, kediye dahi hayrı dokunmayan ama 'ülkeyi kurtaracak' kadın müsvetteleri ve kendine benzer arkadaşları kendileri gibi düşünmeyen herkesi 'burjuva' ve 'düşman' olarak yaftalamış, öyle görüyorlarmış.
Askerimize de düşmanlarmış, niye mi? Askerimiz PKK'lıları öldürüyormuş. Öldürmeyecek çiçek atacaklardı zaar! PKK'lıların öldürdüğü askerlerin, öğretmenlerin, köylülerin, bebelerin canı can değilmiş! Onlar 'patlıcanmış' !
İşte 'ülkeyi kurtaracak' insanlardan sadece biri! Emin olun diğerlerinin de bundan farkı yoktur. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.
Arasan bulunmaz insanlarla dolu bir ülkeyiz vesselam. Yakında kendi ülkemizde "azınlık" olacağız. pkk'cı olmayan herkesi kamyonlara doldurup atın Anadolu'dan da kurtulun. Zil takıp, oynar mısınız, komün hayatı yaşayıp, pislik içinde oturur musunuz, bir yerlerinize kına mı yakarsınız artık bilemem ama tek bildiğim böylelerinden kimseye hayır gelmeyeceği!









