CESURLAR BİR KEZ, KORKAKLAR 1000 KEZ ÖLÜR.

PSİKOPAT İNSANLAR ÜLKESİ

20/12/2008 · Kategori: DİN ve FELSEFE

17 Aralık 2008 günkü Cumhuriyet gazetesinden bir haber: Ablasını 130 parçaya ayırdı!
İflas edip berber dükkanını kapatan M. Ş 13 yaşındaki yeğeninin boğazını kesip, ablası Naime Akagündüz'ün de başını gövdesinden ayırdıktan sonra vücudunu 130 parçaya ayırarak  öldürdü. Karakola giderek cinayeti bildiren zanlının psikolojik rahatsızlığı tespit edildi.
Keçiören Uyanış mahallesinde oturan Mevlüt Mermer camiye giderken uğradığı saldırıda yaşamını yitirdi. Gözaltına alınan Musa Taha "tanımıyordum, tipi ve davranışları hoşuma gitmediği için bıçakladım" diye ifade verdiği öğrenildi.
Hürriyet gazetesinin haberine göre son 1 haftada 3 evlat annesini öldürdü.
Bursa'da bir genç annesini 12 bıçak darbesiyle öldürürken, ablasını da 15 bıçak darbesiyle ağır yaraladı. Gencin şizofren olduğu belirlendi.
23 Kasım 2008: Gaziantep'te bir kişi tartıştığı babasını öldürdü.
6 Aralık 2008. Denizli'de beddua ettiği gerekçesiyle babasını öldürdü.
19 Aralık 2008: Kocaeli Derince'de bir gençkız sobayı tutuşturamadığı için kendisine küfreden babasını öldürdü.
Birkaç ay önce Şanlıurfa' da bir kedinin 4 bacağı, vücuduna birleştiği yerden kesildi, çırpınarak ölen kediyi bu hale getiren kişi ya da kişiler bulunamadı.

Dün Türkiye'deki El Kaide  karargahına yapılan baskını da televizyonda izlemişsinizdir. Yakalan sakallı genç, tv muhabirinin bir sorusuna şu cevabı verdi:
- Sizin gibi kafirleri kesmek için !
Biraz  ötedeki arkadaşları da  "Allahuekber" deyip duruyorlardı. O muhabiri kesselerdi ne kadar büyük zevk alacaklardı.

Dini geleneklerinde  her yıl  çeşitli hayvanların boğazını kesmek olan  insanların,  2- 3 yaşından beri her yıl  boğazı kesilen hayvanları  zevkle seyreden çocukların olduğu,  hayvan boğazlamanın  gayet doğal, gayet normal karşılandığı bir kültür içinde büyüyen gençlerin psikopat, şizofren, paranoyak olmasına  ben şaşırmıyorum. 

Beytepe kampüsünde tesettürlü, Fetullahçı bir kız arkadaşım vardı,  kurban kesildikten sonra derisinin yüzülmesini filan izlemekten büyük zevk aldığını söylemiş ve  'ne kadar vahşiyim?" değil mi diye sormuştu.  Ben de  ayıp olmasın diye "evet öylesin" diyememiş ve "et yemeği sevdiğin için herhalde böyle zevk alıyorsun, daha sonra tabağına lezzetli bir yemek olarak gelecek" diye cevap vermiştim.

El Kaide, Hizbullah  gibi  Müslüman terör örgütlerindeki militanların insanları domuz bağıyla işkence ederek öldürmeleri, başlarını kesmeleri  bir tesadüf mü? Canlı bomba olup masum insanların arasına dalıp ortalığı kan gölüne çevirmeleri tesadüf mü?

Neden  bir IRA militanında veya ETA teröristinde bu tür vahşi öldürmelere, katliamlara rastlanmıyor?

Biliyorum şimdi diyeceksiniz ki, "her Müslüman böyle mi? her kurban kesen psikopat mı?" Evet değil. Ama istisnalar kaideyi bozmaz kuvvetlendirir.  Ünlü yazar Leo Tolstoy' un " insan öldürmekle hayvan öldürmek arasında sadece bir adım vardır" deyişini hatırlatırım.  Birkaç istisna dışında dünyadaki tüm seri katillerin  ilk kurbanlarının kedi ve köpekler olması da bir tesadüf değildir.

Kusura bakmayın bir vejeteryan olarak, bir hayvan sever olarak,  İslam dini bana çok vahşi geliyor, tüylerim ürperiyor.  Allah için kesiyoruz diyorsunuz da Allah ne yapacak o kesilen hayvanları? Yiyecek mi? Yooo. Kavurma yapmak  için kesiyorsunuz. Kurban etini yemek yasak olsaydı, yemeyeceğiniz bir hayvan için, Allah adına  bu kadar para verip kestirir miydiniz?

Diyeceksiniz ki, Hristiyanlar et yemiyor mu? İyi de,  marketten  jelatine sarılmış, kıyma haline, biftek haline getirilmiş tabak içinde satılan  dana etini almak farklı bir şey,  canlı canlı bir danayı bahçeye getirip, orada kesmek, yüzmek, doğramak başka bir şey. Hayvan bir süre çoluk çocuk herkesin gözü önünde duruyor, böğürüyor, meliyor,  onlarla göz teması kuruyor, su içiyor, otluyor, hareket ediyor, kımıldıyor, ve sonra siz yine çoluk çocuk herkesin gözü önünde o canlı hayvanı  boğazlıyor, yüzüyor, doğruyorsunuz.  Hayvan can çekişiyor, debeleniyor, korkudan titriyor, çaresiz bir halde sizlerin elinde ölüyor, artık kırlarda koşamayacak, otlayamayacak, yavrularını sevemeyecek, onun hayatına siz son verdiniz çünkü ve her yıl bu manzarayı göre göre  buna alışıyorsunuz, kasaplık size gayet normal, doğal geliyor! Eti hayatı boyunca sadece marketten alan bir çocuk,  o etin o aşamaya nasıl geldiğini görmüş olmuyor en azından. 

Yani  İslam kültürü sayesinde birileri kesmeye alışıyor, kesmeyi kanıksıyor. o kadar ki,  benim gibi bunun tersini  söyleyenleri, savunanları anlayamıyor hatta kızıyor, öfkeleniyorlar. Bu da kafa kesmeyi ne kadar doğal bulduklarını gösteriyor. "Bırakın istediğimiz gibi keselim" diyorlar. Kafa kesmeyi bu kadar doğal bulan bir toplumda, insanların analarını, bacılarını kesmesi de  gayet doğal olacaktır.

Ya, lütfen biraz kendinize dışarıdan bakmayı öğrenin, empati kurmayı öğrenin. Yaptıklarınız size çok normal geliyor ama normal değil inanın.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

HAYALİMDEKİ CENNET...

24/11/2008 · Kategori: DİN ve FELSEFE

Öncelikle şunu belirteyim. Herkesin değer yargıları, düşünceleri farklı farklıdır. Ben, birçok kez belirttiğim üzere  kutsal kitaplara, peygamberlere inanmıyorum. Dolayısıyla kutsal kitaplarda tarif edilen Cennet, Cehennem ve işkenceci, sadist bir tanrı kavramına da inanmıyorum. İnananlara da bir şey demiyorum, herkes istediğine inanmakta özgür.Gülümsüyor

Cennet'e gidip gelen kimse olmadığına göre, ben de ancak kendi hayalimdeki Cennet'i tarif edebilirim.  Hayalimdeki Cennet'te beden yok, ışınsal ruhlar olarak varız..

Diyeceksiniz ki,  bu ruhlar/ışınlar ne işe yarayacak? Bilemem, belki sadece Allah'ın ışığına böyle kavuşup orada tüm sevdiklerimizle, aşık olduklarımızla bir ışın demeti haline geleceğiz o kadar. Sonuçta oraya gidip gelmedim, ancak hayalimdekileri söylüyorum.Gülümsüyor

Kutsal kitaplarda ise dünyadan hiç farkı olmayan bir öbür dünya tarif edilir.
Etten, kemikten, yiyip, içen,  içinde şarap ırmakları akan,  yakut gövdeli ağaç (ne faydası varsa!),  hurilerle gönül eğlendirilen bir yer! Adem ile Havva'yı seks yaptığı için cennet'ten kovan tanrı başka bir tanrı mıydı?  Masum

İnsanlar ölmek fikrinden o kadar korkuyorlar ki, bu dünyaya o kadar bağlılar ki, öbür dünyada bile yine etten, kemikten olmak istiyorlar,  yakut ağacın yakutlarıyla bir şeyler mi satın almayı düşünüyorlar bilemiyorum artık. Siritiyor

Düşünüyorum öbür dünyada da etten, kemikten olup, üzerimizde saten, atlas elbiseler, ayaklarımızda ayakkabılar, yiyip, içtikten sonra  bu yediklerimizi, içtiklerimizi bir şekilde boşaltmamız gerekecek.  Yani Cennet'te  tuvalet ve kanalizasyonların da olması gerekecek. Böyle bir cennet'e gitmek isteyeceğimi hiç sanmıyorum, yani tuvalete gitmek hiç şık bir olay değil. Hasta  Ben  etimi, kemiğimi bu dünyada bıraktıktan sonra tekrar onların içine girmek istemem, ışınsal  ve farklı boyutta ve  daha üst düzeyde bir boyutta bir  varlık olmak isterim. Yok olamayacaksam da yok olmayı yeğlerim.

Gelelim kutsal kitaplarda yazılı Cehennem kavramına. Kaynar kazanlarda sürekli haşlanan, derileri yenilendikçe yenisi çıkan yine haşlanan, kavrulan  günahkarlar.

Şimdi bunu doğru olarak kabul edersem,  işkence yapmaktan zevk alan, sadist bir tanrı kavramını da doğru olarak kabul etmem gerekir.

Ayrıca madem Allah  bile işkence yaparak kullarını cezalandırıyor, o halde neden biz insanlar da hapislerdeki suçlulara -mesela Apo'ya, Hüseyin Üzmez'e- işkence etmiyoruz?  Kaynar sularda kaynatmıyoruz? Diri diri yakmıyoruz? Niye?  Tersine idam cezasını bile kaldırıyoruz? Biz  Allah'tan daha mı iyi biliyoruz yoksa biz Allah'tan daha mı merhametliyiz?

Niye biz insanlar "işkence insanlık suçudur", "işkence bir köpeğe bile yapılmaz", "işkence insanlığa yakışmaz" diyoruz? İdam cezasını bile yasaklıyoruz. Mahkumlara kötü muamele yapılamaz, savaş esirlerine bile işkence yapılamaz diyoruz.  İnsanlığa yakışmayan bu şey  Allah'a nasıl yakışıyor?

Dolayısıyla ben  insanlara yakıştırmadığım kötü bir sıfatı Allah'a yakıştırmadığımdan kutsal kitaptaki Allah kavramına inanmıyorum. İnanırsam işkenceci bir Allah'a inanmam gerekecek. 

Sonuçta ben dünyadakinden hiç farkı olmayan, etten, kemikten, yiyip, içip, tuvalete giden, hurilerle gönül eğlendiren, zil takıp oynayan insanlarla dolu bir cennet'e  inanmıyorum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (11) Yorum yaz!

CENNET KIYAFET YÖNETMELİĞİ :)))

22/11/2008 · Kategori: DİN ve FELSEFE

Kafayı yemiş  Uğur Dündar, ikidebir  ekranlara salak bir adam çıkartıyor.

Bu bey,  kanaat  önderiymiş. Siritiyor Uydurulmuş abuksabuk bir ünvan, 'enkırmen' den kurtulamamışken bu çıktı. Siritiyor 

Adam  3 gün önce Cennet'e gidip gelmiş, oradaki kıyafet yönetmeliğini anlatıyor:

- Cart kırmızı renk türban takanlar Cennet'e giremeyecek.

- Peki, hangi renkler Cennet'e girebilmek için uygundur?Siritiyor

- Mesela  mavi üzerine  beyaz puantiyeli  türbanla Cennet'e girebilir miyiz?Siritiyor

- Kot pantolonla Cennet'e alınır mıyız yoksa takım elbise mi gerekir?Siritiyor

- Cennet'in kıyafet yönetmeliğini rahmetli olmuş modacılar mı, yoksa Tanrı mı hazırlıyor?Masum

- Kıyafet yönetmeliği  Cennet'in kapısında yazılı mı? Yoksa kapıdaki görevli melek " kusura bakmayın kıyafetiniz uygun değil, giremezsiniz" diyerek uyarıyor mu? Siritiyor

-  Kıyafeti uygun olmayanlar için yakınlarda bir butik var mı? Siritiyor  

Uğur Dündar da bu abuksabukluklara bir güzel alet oluyor, salak şey.Dil

Kalıcı Bağlantı Yorum (12) Yorum yaz!

klonlama teknolojisinde son nokta:))

3/9/2008 · Kategori: DİN ve FELSEFE

TÜRBAN ÜNİFORMA MI OLDU?
foto: radikal.com
  SİZİ NEREDE KLONLADILAR KARDEŞ? Siritiyor


MAO dönemi Çin'i gibi TEK TİP İNSAN TİPİNE HAYIR DİYORUM.
BEN BÖYLE KLON OLMAK İSTEMİYORUM!

Bu resmi sevgili arkadaşım Anjelika'nın http://anjelika7.blogcu.com  blogunda tesadüfen gördüm. Yazısını okumanızı tavsiye ederim...

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

Benim inandığım Allah...

10/8/2008 · Kategori: DİN ve FELSEFE

Son yıllarda ülkemizde yaşananlar, dinin insanları birleştirmek yerine kutuplaştırması ve aşağıda anlatacağım başka ikiyüzlülükler benim de dini duygularımın değişmesine yol açtı...
Hem de çok önemli bir değişiklik...
Artık sadece ve sadece tek bir şeye inanıyorum:  Allah'a..

Bu noktaya gelmemin en önemli sebebi insanları tek tip elbise giymeye zorlayan, baskı yapan, düşünmeyi, soru sormayı yasaklayan, sesin haram, saçındaki kıl günah,
Saçın gözükürse yanarsın, yaz sıcağında pardesü giymelisin yoksa günah olur, yanarsın diyenler..
Bir insanın bu durumda iki seçeneği var:
1)  Cehennem'de yanmamak için  yaz sıcağında pardesüyle dolaşıp, saçlarını, boynunu sımsıkı örtmek..yani emirleri sorgulamadan kabullenmek...
2) Saçı gözüktüğü için ve pardesü giymediği için Allah'ın onu yakacağına inanmamak..

Ben ikinciyi seçtim...saçlarım gözüktüğü için veya pardesü giymediğim için Allah'ın beni yakacağına inanmıyorum...bir pardesü/türban dinine inanmıyorum, Allah kavramımız arasında fark var...ben  insanların ne giyeceğine, ne giymeyeceğine, saçına, kafasındaki kılın gözüküp, gözükmeyeceğine, etek boyuna, karışan bir 'imagemaker'  tanrıya değil, kainatı matematik, geometri, fizik kurallarıyla döndüren, bilimle hareket eden bir Allah'a inanıyorum...

Şimdi eğri oturup, doğru konuşalım...
Kendimize karşı dürüst olalım...
Bu durumda  örtünenlere göre 'dinsiz' oluyorum...
Tamam, ben dinsizim var mı diyeceğiniz? Kendimi hiçbir dine mensup hissetmiyorum... 
Benim inandığım Allah,  sizin inandığınız Allah ile uyuşmuyor...
Ben 'Kuveytbank' tan içeri girince  imagemaker tanrının emirlerine uygun giyinmiş, dini bütün kızların  'kar payı' adı altında müşterilerine tıkır tıkır faiz verdiklerini de görüyorum..
Bu sahtekarlar dindarsa, ben dinsiz olmayı tercih ediyorum...

Tanrı, güneş ışığını benim kemiklerim erimesin diye bana vermişse, bu güneş ışığına karşı kendimi niye kapatayım?  
Romatizma olmamak, kışa karşı direnç kazanmak,  serinlemek için, denizin şifalı sularında neden ıslanmayayım? Tanrı bunları bana niye yasak etsin? Tam tersine bunlar tanrının bana en güzel, en keyifli armağanı! Güneş girmeyen eve doktor, güneş almayan kemiklere osteoporoz girer! Deniz suyu vücuduna temas etmezse, ne anlarım? Astronot kıyafetine benzeyen şeylerle denize hiç girme daha iyi!
Saçlarımı rüzgarda püfür püfür uçuşurken, 'oh çok şükür Allah'ım ne güzel serinlettin' beni diyeceğim çünkü o rüzgarın bir amacı da  saçlarımı serinletmek. 

Yeni dinin üniforması pardesü giymeyip, türban takmayan Müslüman değildir diyenlere, 'öyle mi, peki, çok kolay, hemen nüfus cüzdanımdan Müslüman sözcüğünü sildirteyim. Çünkü başımı kapatmaya ve pardesü giymeye hiç niyetim yok. Hristiyan ya da Musevi de olmadığıma göre, din hanem boş kalsın, ya da 'sadece Allah'a inanan' yazılsın.

Şu da var: Benim bildiğim 'din' insanları BİRLEŞTİRMEYE yarar, oysa ülkemizdeki 'din' insanları KUTUPLAŞTIRMAYA yarıyor. Örtünen-örtünmeyen! Hele Deniz Feneri, Yimpaş, vs. gibi dini amaçlı derneklerin sahtekarlıkları ortaya çıkınca 'dinsiz olurum' daha iyi dedim. Kimse kusura bakmasın, demek ki, böyle sahtekarlar adamı dinden  ediyormuş.

Sahi, bu durumda sadece ben dinsiz olmuyorum, saçını kapatmayan, pardesü giymeyen tüm kadınlar da dinsiz oluyorlar.
Nasıl mı?
Kutsal kitabın emirlerine uymamak ya da kitabın bir kısmına uyup, bir kısmına uymamak, kutsal kitabın tümüne uymamak olacağından otomatik olarak dinsiz oluyorlar. Tabii imagemaker'cı tanrıya inananlara göre.
Eğer saçınız gözüktüğü için Cehennem'de yanacağınıza inansanız, en azından korkunuzdan kapanmanız gerekirdi, yalan mı? Demek ki, onlar da benim gibi böyle bir şeye inanmıyorlar. Bu kadar basit. İnansalar, korkudan kapanırlar...yani bence milyonlarca kadın aslında buna inanmıyor..bir karar versinler, kendilerine karşı dürüst olsunlar...inanırlarsa kapanmaları gerekecek -en azından korkudan, yok inanmıyorlarsa benim gibi, dobra dobra 'ben dinsizim kardeşim' desinler ve rahatlasınlar...şu anda ben bunu açıkça dile getiriyorum ve çok huzurluyum...kendimi ve başkalarını kandırmıyorum...

Bazıları da şöyle diyecek bana: Sadece Allah'a inanmak yetmez, emirlerine inanmıyorsan, uygulamıyorsan kafir olursun.
Onlara da cevabım şu: Kardeşim, Allah'a inanmak sadece size mi mahsus? Ne karışırsınız inancıma, çekilin Allah ile aramdan. Ben makul ve mantıklı olan emirlerine zaten uyuyorum, ibadetimi de yapıyorum, din benim için güzel ahlaktır, dürüstlüktür, namustur, hayvanlara merhamettir, ötesi var mı? Din insanları ahlaklı yapmaya yetmiyor, bunu gazetelerdeki haberlerde görüyorum, insan ahlaksızsa bir dine mensup olmasının faydası olmuyor, öz kızını taciz eden haham haberi,  milyonları cukka eden Deniz Fener'leri, sübyancı rahiplerin bolluğu,  Hüseyin Üzmez'ler,  niye din  bunların ahlaklı olmasına yetmiyor? Yetmez ki...mühim olan ahlaktır. Kısaca benim dinim Allah sevgisi...Allah'a akıl ve sevgi yoluyla ulaşacağım inanıyorum...yıldızlara bakın, yüreğinize bakın Tanrı orada...

Kalıcı Bağlantı Yorum (11) Yorum yaz!

LAİK CUMHURİYET PAMUK İPLİĞİNE Mİ BAĞLI?

12/6/2008 · Kategori: DİN ve FELSEFE

Ben Atatürk cumhuriyetinin, laik cumhuriyetin bir kadınıyım, başımı örtmüyorum, örtmeye de hiç niyetim yok, Anadolu kadının yazmasıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan türbanı da rahibe başlığına benzetiyorum  ama türban konusunun yılan hikayesine dönüşmesi ve asıl önemli memleket meseleleri yerine türbanla uğraşılmasını doğru bulmuyorum.  


Bu ülkenin asıl önemli konusu Amerikan'ın elinde oyuncak haline gelen, türban üzerinden siyaset yapan, dini siyasete alet eden, tarımı IMF'ye teslim eden, yolsuzlukları ayyuka çıkan AKP iktidarından bir an önce kurtulmak, AKP döneminde yapılan tarikatçı kadrolaşmaları temizleyecek, yapılan yanlışları düzeltecek, tarımı IMF'nin elinden alıp yeniden Türk çiftçi ve köylüsünün eline verecek,  Bush'tan, AB'den  emir almadan bu ülkeyi yönetecek, bölücü teröre prim vermeyecek, türban yasağı gibi komik yasakları da kaldıracak  gerçek bir Atatürkçü, laik, tam bağımsızlık yanlısı, sosyal-demokrat partinin yönetime gelmesi ve  bir daha da dini siyasete alet eden ve bağımsızlığımızı ayaklar altına alan, ABD kuklası iktidarları halkın -uyanarak- başımıza bela etmemesidir.

Yukarıda saydığım ana sorunları bırakıp' kızlar başını örtmesin, yoksa laik cumhuriyet elden gider' demek laik cumhuriyetin pamuk ipliğine bağlı olduğun kabul etmektir!
Yani şimdi kamuda ve üniversitelerde türban serbest olsa, laik cumhuriyet yıkılacak mı? Bu kadar mı çürük? Bu kadar mı pamuk ipliğine bağlı? Ünlem
Bırakın kardeşim, üniversiteye gelen kızlar kafasını örtmek istiyorsa, örtsün, hemşiresi, doktoru, hakimi türbanlı olsa ne olacak? Zaten o kafa yapısındaki biri erkek hastaya filan bakamam deyip büyük ihtimalle bu mesleği yapmayacaktır, yaparsa da türbanlı yapsın ne sakıncası var?

Ayrıca yasak her zaman ters tepki verir. Kızınıza veya oğlunuza "şu kızla/şu erkekle görüşmeyeceksin!" deyin, onları görüşmek istemediğiniz kişinin kucağına itersiniz.
Türban konusunda da böyle yasak koydukça, İran yanlısı olmayan kızları İran özentisi tarikatçıların kucağına itiyorsunuz! Onları kazanmak yerine kaybediyorsunuz. Laik cumhuriyetten, hatta Atatürk'ten nefret etmelerine sebep oluyorsunuz. (işte son örneği kimbilir hangi tarikatın kurulu robotu bir kız, 'Atatürk'ü sevmiyorum, Humeyni'yi seviyorum' demiş, yazıklar olsun ama sadece ona değil -iğneyi kendimize batıralım- Atatürk'ün, laik cumhuriyetin kıymetini ona öğretemediğimiz için bizlere de yazıklar olsun!)
Yasak kalksın şahsen birkaç yıl içinde türbanlıların ve böyle kurulu robot sayısının azalacağına  inanıyorum. 

Bir yasak konulacaksa, dini siyasete alet etmek yasaklansın, bakın her şey düzelir. Bu millet AKP gelmeden önce Müslüman değil miydi yahu? AKP sayesinde mi İslam ülkesi olduk, daha önce neydik? Hristiyan mı? İnsanlar bunu görmeyecek kadar enayi mi?

Ha, diyorlar ki, türbandan sonra başka şeylere sıra gelir. Nasıl gelir? O kadar kolay mı? Onların istediği her şeyi yapacak değilsiniz ya? Akıl var, mantık var. (ayrıca türbanlı kızlara sorun imam nikahına razı mısınız diye, hiçbiri istemiyor, enayi değil, o Humeyni'yi sevdiğini söyleyen kız da enayi değil ki, İran'a değil, Kanada'ya gitmiş, 7 yıldır Kanada'daymış! Kendi de istemiyor aslında İran gibi bir yeri)Sonuç olarak, bırakın ne giyerlerse giysinler. Türban yasağını laik cumhuriyet için tehdit olarak görmek, laik cumhuriyetin ve devletin gücünü küçümsemektir, laik cumhuriyet pamuk ipliğine mi bağlı yahu? Türbanı serbest bırakmakla laik cumhuriyet yıkılacaksa, yıkılsın kardeşim, ben bu kadar güçsüz, bu kadar zayıf bir laik cumhuriyet zaten istemem, yıkılsın yeniden kurulsun.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

CENNET ve HURİ KIZLARI:)

20/5/2008 · Kategori: DİN ve FELSEFE

Blogcuda dinci bir blog sahibinin Cennet ve Huri Kızları yazısını eminim bir çoğunuz görmüşsünüzdür.

Cennet'te mümin erkekleri  çadırlarda bekleyen 700 huri kızı varmış.

Şimdi arkadaşlar herkesin hayalinde bir 'öbür dünya' tarifi vardır. Kutsal kitapların çoğunda Cennet'te acıkmak, susamak olmayacak der. Ayrıca melekler de cinsiyetsiz ve bedensiz varlıklardır ki, bana da mantıklı geliyor, insan ölünce aslında büyük bir evrim geçiriyor, bedensel varlıktan 'spiritual' yani 'bedensiz/ruhsal' bir hale geçiyor. Doğal olarak öbür dünyaya giden sadece ruhlarımız, bir ışık, bir tür enerji, sadece zihin, bedenlerimizden kurtulduğumuz için de ölümsüz oluyoruz, beden yaşlanır ve ölür ama ruh yaşlanmaz. Ne kadar iyi ki, dünyadayken yaptığımız yemek, içmek ve sonra da bir şekilde ve hiç de 'hoş' olmayan bir şekilde bu yediklerimizi dışarı atmaktan öbür dünyada kurtulacağız, zaten aksi olsaydı, Cennet Cennet olmazdı. Cennet'te bedensel varlıklar halinde olduğumuzu düşünsenize! Yiyor, içiyor, tuvalete gidiyoruz! O güzelim Cennet'in altından kanalizasyonlar akıyor! O zaman Cennet Cennet olmaz ki?

Ya arkadaşlar bu yobaz takımının hayalindeki Cennet,  Allah'ın lanetlediği  ve kulların ayıpladığı şeylerle dolu! Okuyunca insanın yüzü kızarır ya! Vücutlarında hiç tüy olmayan 700 huri kızından bahsediyor!Sabahtan akşama kadar çadırlarda zevk, sefa! İyi de Cennet madem böyle olacakdı, o zaman Allah niye bu tür zevk alemlerini dünyada yasak etti? Dünyada yasak ama Cennet'te tam tersi! Bir değil, iki değil, beş değil, onbeş değil, yüzlerce huri kızıyla alem yapılan bir Cennet!  Kara sakallı yobazlar namaz kılarken böyle bir Cennet'in hayalini kuruyorlar demek! Dünyada 'namus kumkumalığı' yaparken, beyinlerinde Cennet'teki 700 huriyi hayal ediyorlar! Ben ruhani bir Cennet hayatı düşünürken, dinciyim diyen ve başı açıkları kınayanlar neler düşünüyorlar!   

Ben bu sözüm ona dincilerin hayalindeki gibi bir Cennet'e gitmeyi hiç istemem. Zaten Cennet de bunların hayalindeki gibi bir yer olmaz, olursa Cennet olmaz! (Başka bir yer olur ki, söylemeye dilim varmıyor.)

Sonuçta bu sözüm ona 'dinciler', dünya hayatına ne kadar bağlı ve düşkünler ki, bedensiz / ruhani bir hayatı düşünemiyorlar bile! Akılları bile almıyor! Hep dünya benzeri (hatta dünyadan besbeter) bir ahiret hayatı düşünüyorlar ve umuyorlar!

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

ÖNCE AHLAK...

6/5/2008 · Kategori: DİN ve FELSEFE

Allah' tan korktuğumuz için mi kötülük yapmıyoruz? Cehennem'de yanmaktan korktuğumuz için mi kötülüklerden uzak duruyoruz? HAYIR.

Ahlak kavramı ve kalp temizliği sayesinde kötülük yapmıyoruz. Makbul olanı da budur. Düşünsenize,

ya tersi olsaydı ? Adam kuyumcuyu soymak istiyor, komşusu yaşlı ve bunak (bunak hakaret anlamında değil, demans yani bunama hastalığı anlamında) kadına tecavüzü aklından geçiriyor ama ona engel olan tek şey Cehhennem'de yanma korkusu. Yani din kavramı olmasa, Cehennem'de yanma korkusu olmasa kafasından geçirdiği tüm kötülükleri rahatlıkla uygulayacak.

Din belki bu yönüyle insanlara faydalı ama önem skalasına koyarsanız, bir sıralama yaparsanız, önemli olan, üst sırada olan din değil, ahlak oluyor. Çünkü sadece Cehennem korkusuyla kötülük yapmayan bir insan makbul bir insan değildir ki, o yine kötü bir insandır, yine ahlaksız bir insandır. Cehennem'de yanmak korkusu ne kadar engellerse engellesin, özünde kötü biridir. Son günlerde ortaya çıkan ve dindar geçinen, dindar olduklarını iddia eden kişilerin özlerinde kötü oldukları ve dini duyguların bile bu kötülüklerini engelleyemediği ortaya çıktı. O yüzden önce ahlak, sonra din gelir. Zaten temiz kalpli bir insan için, din artı bir iç huzur sağlar. Kalbi zaten temiz olduğu için çalmamakta, tecavüz etmemektedir, Allah korkusundan değil. Sadece Allah korkusuyla kötülük yapmaktan, hırsızlıktan kaçınmanın bir değeri yok ki! Demek Allah olmasa hiç durmayacak elinden gelen her türlü kötülüğü, fenalığı, sapıklığı yapacak. Bu bağlamda, kalbi temiz bir ateist, sahte bir dindardan yüz misli evladır. Tersine zaten ahlaksız bir insana ise dinin bir faydası olmamaktadır. İşte Topkapı Sarayı'nın 24 saat Kuran okuyan hafızı ortada. Adam sübyancılıktan tutuklandı. Düşünseniz içi o kadar kötü ki, 24 saat Kuran okuması bile ona fayda etmiyor. Vakit adlı dindar geçinen yazarının yaptıkları ortada! Tekbir giyimin 3 karılı sahibi de çok dindar maşallah! 'oğlum Şerefcan kayboldu!' diyerek tüm Türkiye'yi kandıran sahtekar kadın da türbanlıydı! Demek ki, önce AHLAK, önce KALP TEMİZLİGİ. Kalbi temiz olmayan insan için takke, türban, tespih, seccade sadece aldatıcı bir dış kılıf. ÖMER HAYYAM' ın dediği gibi ne çıkar hacı olsan, hoca olsan, için temiz olmadıktan sonra? Takke, tespih, seccade, post güzel ama Tanrı kanar mı bunlara?

Tersine, kalbi temiz olmayan insanlar dinle, Allah'la insanları kandırmaya çalıştıkça günah işliyorlar, öbür dünyada hesabını nasıl verirler bilemiyorum..

Şahsen, dinlerin sadece temiz kalpli insanlara faydası olduğuna inanıyorum, yoksa dinler yeryüzünde birleştirici değil ayrımcılığı getiriyorlar, yalan mı? Haçlı savaşlarının sebebi din değil miydi? Günümüzde bile alevi-sünni çatışmaları yaşamadık mı? Hindistan'da Pakistan'da, Afrika'da mezhep yani din yüzünden binlerce insan katledildi. E, din insanlara faydalı olacağına, birleştirici olacağına, barış ve adalet getireceğine tam tersi ayrılık, savaş ve ölüm getiriyor.  Ben dini Allah'la kul arasındaki sanal bir köprü, bağ olarak gören ve dini gösteriş amaçlı değil, sadece kendi içimde yaşayan biriyim. Zaten din böyle yaşanmazsa, sorunlar doğuyor, din, din olmaktan çıkıyor, hele ki, siyasete bulaştırılınca sonu felaket oluyor. Haçlı seferleri de dinin siyasete alet edilmesinden doğmamış mıdır? O yüzden bırakın insanları dini kendi içlerinde yaşasınlar, dini siyasete alet etmeyin. Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri dinin siyasete alet edilmesidir.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »