EVET GÜNLERDİR DUYUYORUZ...
TÜRKİYE'nin SORUNU TERÖR DEĞİLMİŞ!
TIPKI BEBEK KATİLİNİN DEDİĞİ GİBİ
TIPKI DEP' lilerin, Zana'ların dediği gibi BİR KÜRT SORUNU VARMIŞ!
MEMLEKETİN CUMHURBAŞKANI BİLE ÖYLE DİYOR!
ATV' haberlerde Ali Kırca da 'kürt sorunu' dedi. Cumhurbaşkanı " terör sorunu" demez, "Kürt sorunu" derse Ali Kırca ve diğer haber spikerleri haydi haydi der"!...
BU GÖZ GÖRE GÖRE TERÖR ÖRGÜTÜNE TESLİM OLMAKTIR...
ZATEN DAĞDAKİLERE AF DA ÇIKACAKMIŞ...
EH, AMERİKA'nın, AB'nin İSTEDİĞİ, DAYATTIĞI DA BUYDU ZATEN...
ONLARIN HER İSTEĞİNE EVET DEMEKTEN BAŞKA ÇAREMİZ YOK GALİBA!
HAYIR DİYECEK BABAYİĞİT VAR MI?
AMİN MAALOUF'un "ÇİVİSİ ÇIKMIŞ DÜNYA" kitabının 39. sayfasında aynen şöyle yazıyor:
" Ne zaman bir iktidar etkisini yumuşatsa, rakiplerinin kendiliklerinden buna verdikleri tepki minnet duymaktansa ona göz açtırmayıp saldırmak yönünde olur. Batılılar Brejnev'in Sovyetler Birliği'ne, Gorçabov'unkinden daha çok saygı göstermiş; Gorbaçov'unkini ise aşağılamış, yağmalamış, dağıtmışlar ve bunun sonucunda Rus halkında büyük bir kızgınlığa yol açmışlardı. "
Amin Maalouf'un kitabının 80 -81. sayfasında Doğu'da pek az insanın başarabildiği bir başarıyı gerçekleştiren büyük bir devrimciden, Mustafa Kemal Atatürk'ten de övgüyle bahsediyor. Aşağıda aynen aktarıyorum:
" Özel, hem de çok özel, hatta belki de İslam aleminde bir eşine daha rastlanmamış bir örnekten, halkını yıkımdan kurtarmayı başarmış, bu yüzden de savaşçı meşruiyetini hak etmiş bir önderden söz etmek istiyorum. 1. Dünya Savaşı'nın ertesinde bugünkü Türkiye toprakları çeşitli itilaf orduları arasında paylaşılırken ve Versay ya da Sevr'de toplanan Batılı güçler duygusuz biçimde insanlara ve topraklara sahip olurken, Osmanlı ordusunun bu subayı galiplere HAYIR deme cesaretini göstermiştir. Birçokları karşılaştıkları haksızlıklardan yakınırken, Mustafa Kemal Paşa silaha sarılmış, ülkesini işgal eden yabancı birlikleri kovmuş ve diğer güçleri tasarılarını gözden geçirmek zorunda bırakmıştır. Kısa bir süre içinde "ulusun kurucusu" konumuna gelen eski subayın Türkiye'yi ve Türkleri istediği gibi yeniden biçimlendirmek için uzun süreli bir gücü vardır artık. Azimle işe koyulur. Osmanlı hanedanına son verir, halifeliği kaldırır, din ile devlet işleri birbirinden ayırır, sıkı bir laik sistem kurar, halkından Avrupalılaşmasını ister, Arap alfabesinin yerine Latin alfabesini koyar, erkeklerin sakal traşı olmasını, kadınlarınsa peçelerini çıkarmasını zorunlu kılar, kendi başındaki geleneksel başlık yerine Batı tarzı şık bir şapka kullanmaya başlar.
Halkı da onu izlemiştir. Çok da şikayet etmeden gelenekleri ve inanışları altüst etmesine izin vermiştir. Neden? Çünkü HALKINI TEKRAR GURURLANDIRMIŞTIR. HALKA HAYSİYETİNİ GERİ VEREN KİŞİ ONA PEK ÇOK ŞEYİ KABUL ETTİREBİLİR. "
Ucuz Hollywood filmlerinde bile bir uçak kaçıran teröristlerle hükümet pazarlığa oturmaz. Ama şu anda ERDAL SARIZEYBEK' in " İHANETİ GÖRDÜM" kitabında yazdığı gibi, PKK, bazı malum belediye başkanları, DEP'liler Türkiye cumhuriyetine kafa tutmaktadır ve teröristlerle pazarlığa oturmaya başlamaktan söz edilmektedir.
İlk teslim bayrağı çekildi bile: Terör sorunu yok, Kürt sorunu var demekle, teröristlerle, DEP'lilerle aynı hizaya girildi. O kitabı okumadıysanız lütfen bir an önce alıp, okuyun. PKK'nın neden bitmediğini hatta güçlendiğini anlayacaksınız. Erdal Sarızeybek'in kitabında yıllar önce yazdıkları bir bir gerçekleşmeye başlayacak korkarım! Yazdıklarının çoğu gerçekleşmeye başladı zaten.
Sorun Kürt sorunuysa, terör sorunu değildir!
Terör sorunu yoksa, terörist de yoktur!
Onun yerine gerilla hatta Avrupa Birliği'nin çok hoşuna gidecek bir tanımla "özgürlük savaşçısı" vardır !
İmralı'daki de terörist değildir, çıksın, TBMM'de siyaset yapsın!
Bakın yarın, öbür gün bütün bunlar olacak...
Yavaş yavaş hazırlıyorlar..
Kusura bakmayın özür dilemeyeceğim " yavaş yavaş ağzımıza s.............lar "
İşte o yüzden Atatürk unutturlamaya çalışılıyor, bir takım sözde aydınlar Atatürk'ü küçümsemeye, küçük göstermeye çalışıyorlar, alkolik, ayyaş, korkak biri olarak gösteren filmler yapılıyor, Atatürk'ün modası geçti demeye getiriyorlar. Atatürk'ü unutalım ki, tüm bu hainliklere karşı çıkacak manevi gücümüz kalmasın! Unutalım ki, kendi elimizle ülkemizi vaktiyle onun yendiği dış güçlere teslim edelim. Atatürk'ü unutalım ki, kaybettiğimiz haysiyetimizi, onurumuzu tekrar geri kazanma isteğimiz sıfırlansın. Kömür, erzak aldığımız müddetçe yeter, haysiyet, onur, milli bağımsızlığımız olmasa da olur!!!
Maalesef şu anda karşılarında Atatürk gibi güçlü, subaylarının başına çuval geçirilen Türk halkına kaybettiği onurunu, haysiyetini tekrar geri kazandıracak bir lider yok.
Ama Türk gençliği var. Ve eminim bu haysiyetsizliklerin, teröristlere boğun eğmelerin de sonu bir gün mutlaka gelecek, onlarca şehidin, öğretmenin, bebeğin kanı yerde kalmayacak.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (10)
Yorum yaz!
Bugün naçizane bir çizgi fotoroman yaptım, bakalım beğenecek misiniz?
8000 YILDIR TARIM YAPAR ANADOLU İNSANI.
sultani üzüm, ayşekadın fasulyesi, çavuş üzümü, İzmir üzümü, kadınparmağı üzümü, can erik, papaz eriği, Amasya elması, Akça armudu, Ankara armudu. Bursa şeftalisi, Antalya portakalı, Antep fıstığı, Anamur muzu, Karadeniz çayı, Çukurova pamuğu, İç Anadolu buğdayı, şeker pancarı, Adapazarı patatesi, Diyarbakır karpuzu, Ayaş dutu, kirazlar, çilekler, erikler, kıpkırmızı domatesler...saymakla bitmiyor

Ahmet emmi ve eşi her zamanki gibi kara tohumla domates ekeceklerdi..
ama birden bir adam geldi ve kara tohum YASAK! ekemezsin! dedi.

Ahmet emmi "peki kara tohum ekemezsem ne ekeceğim?"
Adam gülmüş: "BUNU EKECEKSİN" AB'ye uyum yasası, 5553no'lu
tohumculuk yasasından haberin yok mu? Cumhurbaşkanınız Gül de onayladı.
Hem bu domatesler mucize, daha iyi, daha büyük, daha güzel..

Ahmet emmi şaşırmış, çünkü 1 kilo domates tohumu: 20 milyarmış!
Evet, neydi bu MUCİZE domatesler, pamukların sırrı kısaca anlatalım:
Bunlar GDO denilen genetiği değiştirilmiş tohumlardı, kısır tohumlardı, tarlaya bir kez ekilince ertesi yıl ürün vermiyorlardı, yeniden tohum satın almak zorunda kalıyorsunuz. Firmalara bağımlı oluyorsunuz, tohum saklamak, depolamak ise yasak, cezası var! İnsanlarda kanser, alzheimer, alerji ve pekçok hastalığa neden olabileceği söyleniyor, farelerde deney yapan bilim adamı Dr. Arpat Puzstai, farelerin akciğer, beyinlerinin küçüldüğünü tespit etmiş, Adamı susturmuşlar, tehdit etmişler, e-maillerini, telefonlarını kesmişler, başına türlü işler gelmiş...

Elleri kelepçeli adam bir çiftçi adı Jose Bove, Fransa'da GM li mısırları sökünce, hapse mahkum edilmiş. Şu anda Fransa'da küreselleşme karşıtı çok önemli bir kişi hatta cumhurbaşkanlığına adaylığını koymuş. Greenpeace'de sıksık gösteri yapıyor ve Bush'un fakir ülkelere GDO'lu tohumlar, gıdalar satmasını protesto ediyor.

Bu adamlar, Ahmet emmiye gittiği gibi Hindistan'a da gitmişler, köy köy dolaşıp BT pamuk diye MUCİZE bir pamuk tanıtmışlar, "bu pamuk böceklenmez yok böceklenirse bizim özel (çok pahalı) ilacımızı kullanacaksınız" demişler. Hintli köylüler bu pamuktan ekmeye başlayınca, ertesi yıl o tarla pamuk vermemiş ve firmaya bağımlı olmuşlar, üstelik eski tohumları 3 bin litre suya ihiyaç duyarken, bu tohumlar 5 bin litre suya ihtiyaç duyuyormuş, Hintliler bankalara borçlanmışlar, ödeyememişler. Sonuç:Resmi kaynaklara göre: 2001-2006 arasında 5.910 çiftçi intihar etmiş.Hindistan pamuk tarlaları ölüm tarlaları haline dönüşmüş.
GELELİM TÜRKİYE'ye:
Şeker pancarından şeker üreten Türkiye, dünyada 4. sıradaydı.Şimdi ise Türk şeker fabrikaları özelleştiriliyor veya çürümeye terkediliyor. Kendi şekerimizi, kendi mısırımızı kullanmıyoruz. NİYE? Basit:
Bush: Bizim şeker stoklarımızı eritmemiz lazım, kotayı kaldır!
Erdoğan: Hay hay.
Mısır ithalatını Unakıtan'ın oğlunun şirketi AB GIDA yapacak. Bir de Cargill var.
Cargill dev bir Amerikan şirketi. Ülker ile %50 ortak. Ülker'in ortaklarından biri de Tayyip Erdoğan. (Ülker konusu Tayyip'in başını ağrıtınca hisselerini satıp, ayrılmış)Şeker kurulunda ise AKP'li Abdülkadir Aksu'nun kardeşi Mehmet Azmi Aksu var.
Cola-Turka için yapay tatlandırıcı da yapacaklar. Cola-turka'nın dağıtımını da Tayyip'in Amerika'daki oğlu yapacak. (Hani şu minicik, minnacık, mini minnacık gemisi olan)
Amerika'dan mısır, şeker almazsak, Unakıtan'ın oğlu ile Tayyip'in firması nasıl para kazanacaklar?
Ama parayı asıl kazanan: Amerika'daki MONSANTO şirketi.
Bakın ne yazıyor? No food shall be grown that we don't own.
Bizim olmayan hiçbir gıda yetişmeyecek.

GREENPEACE Monsanto'nun ve GDO'ların en büyük düşmanı.
Monsanto firması ile Beyaz Saray arasında çok yakın ilişkiler var.
Savunma bakanı Don Rumsfeld Romsanto'nun yan kuruluşu Searle'nin 8 yıllık başkanıymış,Clarence Thomas Monsanto'nun böcek ilacı bölümünde avukatmış eski Ziraat bakanı
Ann Veneman Romsanto yan kuruluşu Calgene'nin müdürlerinden biriymiş,
MONSANTO GDO'lu PAMUĞU İNCELENMESİN DİYE RÜŞVET VERİYOR!
BBC'nin 7. Ocak 2005'te duyurduğu gibi Monsanto, Endonezya'da çevrecilerin direnişiyle karşılaşmış ve Endonezya'daki üst düzey yetkili bir memura GDO'lu pamuklar üzerinde inceleme yapılmasının önlemesi için 50.000$ rüşvet vermiş. Ve bu yüzden 799.000Euro cezaya çarptırılmış. .Ayrıca Monsanto 1997-2002 yılları arasında başka üst düzey yöneticilere çeşitli rüşvetler verdiğini kabul etmiş. Monsanto'nun diğer suçları (7 günah) adıyla Greenpeace'de yazıyor, onlar da Monsanto'nun kendi sitesinden araştırıp ortaya çıkartmışlar.
NEDİR BU GDO?
DOMUZLU DOMATES, DOMUZLU BİSKÜVİT Mİ YİYORUZ? 

GDO= Genetiği Değiştirilmiş Organizma (İngilizcesi GMO, Genetically Modified Organism)tohum, bitki, organizma, çeşitli organizmaların genlerini birbirine enjekte ediyorlar, domuz genli patates, domuz genli domates, balık genli bilmem ne gibi...
Bu durumda ben şahsen domates yerken korkuyorum domates mi yiyorum, domuz mu yiyorum? diye..Türkiye'ye her yıl denetimsiz tonlarca GDO'lu gıda giriyormuş...
İlginç başka bir şey Kanada ucube tohum almak istemiyor ve Monsanoto'dan hiç tohum almamış,
hiç tohum dikmemiş ama o da nesi? Tarlalarda genetiği değişmiş ekinler bitmiş! Kazara(!) bir kamyondan acaba oraya tohum mu serpildi? Şirket ile mahkemelik olan çiftçi Schmeiser böyle bir şeyden şüpheleniyor.
Vaktiyle tarımda kendine yeten 7 ülkeden biri olmakla övünen Türkiye'nin şu andaki acınası durumu:
Buğday: Amerika’dan
Mercimek: Kanada’dan
Mısır: Arjantin’den
Susam: Sudan’dan
Arpa: Ukranyna’dan
Bakla: İtalya’dan
Sarımsak: Çin’den
Elma: Şili’den
Portakal: Brezilya’dan
Vişne: Almanya’dan
Çay: İngiltere’den
Kepek: Amerika’dan
Pamuk: Yunanistan’dan..
BU İŞİ, ÇİKİTA MUZ İLE İLK ÖZAL'ın başlattığını da unutmayalım. İthalatçılar bu yüzden Özal'ı pek severler. Yabancı malların önünü açtı. ATATÜRK'ün sloganı ise "yerli malı, yurdun malı" idi. ATATÜRK "yeryüzünde hiçbir millet, hiçbir ulus başkalarından akıl alarak, ilerlemez" diyordu. "Tam bağımsızlık benim karakterimdir" diyordu. "ekonomik bağımsızlığı olmayan uluslar başka ulusların altında ezilmeye mahkum olurlar" diyordu. Şimdi ATATÜRK'ün dediklerinin tam tersini yapmak moda oldu. Bunları yapanlar da (yani Özal, Çiller, Erdoğan ve tayfaları) kendilerine 'Atatürkçüyüz' diyorlar
Amerika'lı dev firmalar ise GDO'ların açlığa çözüm olduğunu, çok iyi olduğunu söylüyorlar, dünyaya iyilik yapıyorlarmış! Siz inandınız mı? Ben inanmadım. Yüzyıllar önce kızılderilere iyilik olsun diye şarbon hastalığı bulaştırılmış battaniyeler vererek, bu hastalığı bilmeyen ve bağışıklığı olmayan sapasağlam kızılderililerin büyük bir kısmını da böylece halletmişler.
Şu Amerikalılar çok iyilikseverlerdir zaten.
Eğer şu ana kadar okuduklarınız ilginizi çektiyse, aşağıdaki ilave bilgiler de ilginizi çekebilir, pekçok kaynağı okudum ve okuduklarımdan şu özetleri çıkardım:
Türkiye'nin tarımını IMF ve Dünya Bankası idare ediyor ve şöyle diyorlar: "Zeytin, tütün ve üzümden devlet desteğini çekin, tarımda çalışan nüfusu azaltın, AB standarlarına(%6-7) çekin.Yani 12-13 milyon köylüyü, çiftçiyi aç bırakın!
Patent yasası ile tarlanızdaki otun patentini başkası ait olacak! Bu otu yetiştiremezsin, yok yetiştirirsen vergisini ver!
Üzüm ülkesi Türkiye'nin üzümünü bitirmek istiyorlar.
Tütünümüzü yok etmek istiyorlar
Zeytinimizi yok etmek istiyorlar.
Pirinç: Eskiden TMO (Toprak Mahsülleri Ofisi) pirincin %20'sini satın alırken, şimdi %2'sini alıyor.
Buğday: Sıfır gümrükle özel sektöre emanet ediliyor. Özel firmalar ve Amerika zengin oluyor. Her tür tarımda mazot yapılan zamlar çiftçinin belini büküyor.
Amerika dünya şeker üretimini de ele geçirmek istiyor. Pancar üreticisine verilmeyen kaynaklar AB ve Arjantin' e veriliyor.
Sertifikalı tohum kullanana daha çok, yerli tohum kullanana daha az teşvik primi veriyor! (2006 yabancı pamuk tohumu kullanana 34.8 kuruş, yerli pamuk tohumu kullanana 29 kuruş ödenmiş) Hintlileri intihar ettiren BT pamuk Türk çiftçisine de verilmeye başlanmış.
GDO'lu gıdalara gelince, bunlar ekilince, çiçek tozu, rüzgarla bitişik tarladaki ucube olmayan gıdalara da bulaşıyorlar!En kötüsü yerli tarım bitiyor, yabancılara bağımlı hale geliyorsunuz ve bitki çeşitliliği yok oluyor, değişiyor.1998 yılından itibaren GDO'lu gıdalar denetimsiz olarak Türkiye'ye giriyor, özellikle mısırdan, mısır nişastası, bu nişastalardan da bebe maması, bisküvit, çikolata, gofret vs. vs. bin türlü gıda evlerimize giriyor. Artık içlerinde ne genleri var belli değil? İleriki yıllarda ne gibi zararlarını göreceğiz? Kanser, alzheimer, alerji ve enzim bozukluğu (deli dana gibi) yapabileceğini söyleniyor.
Sertifikalı tohum işi çıkınca, birçok sektör hayvancılık ve gıda işine başlamış. Mesela Tayyip Erdoğan'ın yakın dostu olduğu bilinen Ramsey Giyim, Kastamonu'da organik tarım çiftliği kuracakmış, Saray Halı hayvancılığa başlamış, Koç grubu (TAT )hibrit kavuna başlamış, (8 Ağustos 2007'de Aydın'da 12 kiloluk devasa hibrit kavunlar yetiştirmiş)vs. vs. vs.
Bu işi yağmur yağmamasına bağlayarak işin içinden sıyrılmaya çalışıyorlar, meteorolojinin sitesine bakarsanız yağışlar geçen yıla göre Ege'de 103.3 oranında olmak üzere pekçok ilimizde arttı. Ankara'da bolbol yağış aldı bu ara. Ayrıca yağış az olunca tarım tümüyle yok olduğu nerede görülmüş? 8000 yıldır yok olmadı da şimdi mi yok oldu? Ayrıca tarlaların kendi döner fıskiyeli özel sulama sistemleri, sulama kanalları vardır, sadece yağmurla zaten tarla sulanmaz. Kısaca yağmur yok o yüzden ithal ediyoruz demeleri sadece BAHANE.
İki çok ilginç haber:
1) Almanlar istedi, AY-Pİ üretecek:.Samsun'un Bafra ilçesinde adını gizli tuttuğu bir bitki üretilecekmiş!HEMMES firması talep etmiş,200 dönüm alanda ne olduğu meçhul bir şey yetiştireceklermiş.
2)Kıyamet günü için, Kuzey Kutbu'ndaki Svalbard adalarına yakın bir yerdeki dağa, 9.1 milyon dolarlık 4.5 milyon ton tohum depolanmış. Burası deprem ve nükleer saldırılara dayanıklı bir yermiş.
Evet, bu fotoromanın sonu nasıl bitecek siz karar verin.
Faydalanılan kaynaklar:
Serpil Özkaynak (Tarımın Bilinçli Yok Edilişi) Yeniçağ gazetesi, 31122007;Tekstil İşveren Dünyası 20 Ağustos 2007 pamukta tehlike çanları çalıyor;Özkan Olcay Kenthaber 27 Nisan 2006;Türke şeker şeker fabrikaları turkseker.blogcu.com;Nethaber türkiye’nin yağış durumu 2 nisan 2008
Akşam gazetesi 2003 (Greenpeace;
Gökhan Günaydın Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı;The True Story of GM food, BSE Ahmet İlhan, Avrupa Gazetesi, İdil Konyalı’nın haberi; Etik Haber (Cargill, Ülker, Bush, Erdoğan, Unakıtan) Dr. Mete Turgut’un makalesi 6. temmuz 2006
Kalıcı Bağlantı
Yorum (5)
Yorum yaz!