BİR ÜLKEDE NAMUSLULAR DA, NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMALIDIR.

doğum günün kutlu olsun babacığım...

19/6/2007 · Kategori: TAZIYE DEFTERI

Doğum günün kutlu olsun babacığım




Annemler Kalpli


Babalar gününde yazı yazmaya elim varmamıştı bir türlü...  bu yazıyı yazdığım şu an (19 Haziran 2007) babamı kaybedeli 4 yıl olacak ama yine de bazen sanki annem de, babam da zil çalıp, kapıdan içeri girecekler gibi bir his doğuyor içime..takvime baktım 19 Haziran...babamın yaş günü!.. şimdi burada olsaydı...öğleyin torunlar da gelirdi...pastanın üzerinde sembolik tek mumunu üflerdi...yaşasaydı 86 yaşına basmış olacaktı...

Hatırlıyor musun baba? Bir kere tam senin yaş gününde, bahçedeki yavru kedilere köpekler saldırmıştı...bastonunu alıp nasıl da hemen bahçeye onları kurtarmaya gitmiştik...babalar her zaman cesur olur...

52 yılında Kore'ye de gitmişti babacığım...nasıl anlatırdı o hatıralarını...çok şey yaşamıştı, pekçok ülke gezmişti...torunlarını çok severdi...ama en gururlandığım şey ne biliyor musun babacığım senin dünyanın en dürüst adamı olduğunu kaç kez başkalarından dinledim..(biz zaten biliyorduk)ve bize bıraktığın en değerli miras bu oldu...

çok uzun yıllar önce, bir mağazada çalışıyordum...mobilya mağazısydı...bir gün iki kadın, bir bey gelmişti...adam çok konuşkandı, laf lafı açınca asker olduğu söyledi, patronlarım 'Müjde hanımın babası da asker' deyince, ismini sordu, söyleyince, 'Sen Hayrettin'in kızı mısın!!" deyince nasıl şaşırdı, sevindi de..meğer babamın  asker arkadaşlarından biriymiş ve patronlarıma dönerek aynen şöyle demişti hiç unutmuyorum "bunun babası var ya, bir çanta dolusu altın emanet et, 1 yıl sonra gelip alırım de..ama 40 yıl uğrama...40 yıl sonra git, o bir çanta dolusu altını koyduğun yerde aynen bulursun, işte öyle bir adamdır" Patronlarım öyle şaşırdılar ki, bir şey söyleyemediler. Ama ben nasıl gururlandım, nasıl anlatamam...


Babam hayatta kimseye 'torpil' yaptırmazdı...bazen  onun bu dürüstlüğünü aşırı bulanlar olurdu, bazen de dürüstlüğü, torpile göz yummaması yüzünden başına iş açılırmış...gülerek anlatırdı...çünkü herkes 'adam kayıran' insanlara alışık ya...

Bir köy çocuğuydu babacığım, çok çalışkandı, sekiz kardeş...okuma azmiyle küçücük yaşlarda köyden yaya olarak yatılı okul için ta başka bir şehre nasıl gittiğini duygulanarak anlatırdı...hayatı boyunca da hep çalıştı, emekli olunca başkaları gibi ticarete filan atılmadı, Esperanto-Türkçe sözlük yazmaya verdi kendini...kocaman bir sözlük yazdı...ben de ölümünden sonra onu bilgisayarda temize çektim, zaten bana vasiyet etmişti..hiç sigara, içki içmezdi...oruç tutardı, namaz kılardı ve de laik cumhuriyete gönül vermiş bir Atatürkçü'ydü...şimdi eminim çok güzel bir yerdedir babam

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (16) Yorum yaz!

sevgili amcam ve dayım...

29/5/2007 · Kategori: TAZIYE DEFTERI

Sevgili amcam ve sevgili dayım

Maalesef bu sabah (29. Mayıs 2007) amcamın acı haberi geldi...
Oysa daha 1 gün önce yanındaydım. Hasta olduğu için günübirliğine İstanbul'a gitmiştim sırf amcamı görmek için...
Giderken elini öptüm, "sağol kızım" dedi. "ağabeyine, kardeşine çok selam söyle" dedi. Bu ondan duyduğum son sözler oldu.
Ertesi sabah ben Ankara'ya döndüğümde onu da kaybettik. Hatta bir gün sonra gittiği için abim ve kızkardeşim onu sağ olarak göremediler ve çok üzüldüler....

evet amcam, Sadiye'sinin yanına gitti, sevgili yengemin* ölümünden sonra zaten kendini toparlayamamış...belki dışarıya yansıtmamaya çalışıyordu ama için için hep onun yanına gitme özlemi sanırım vardı...

 

Şu anda beni duyuyordur eminim...o sadece Sadiye'sinin yanına gitmedi, annecimin, babacımın yanına da gitti..bu dünyadan çok daha güzel bir yere gittiğine eminim...yitirdiklerimiz hep oradan, bulutların arasından belki...bizlere bakıp gülümsüyorlar belki..ama bizler göremiyoruz...gözyaşlarımıza bakıp üzülüyorlar belki...

 

Amcam hasta Fener'liydi, o yüzden Fener ne zaman maç kazansa telefon açarım..

"amca, gözünüz aydın, hadi yine iyisiniz" derdim...

Amcam da önce tatlı bir kahkaha atar..sonra

"sağol kızım...dört köşe olduk valla" derdi..artık Fenerbahçe maç kazandığında açıp amcamı
tebrik edemeyeceğim....Allah rahmet eylesin....

Sevgili dayım....Üzgün

Maalesef  dayımın ölüm tarihini bilemiyorum...
Alzheimer olduktan sonra inzivaya çekildi, bir ara şehir değiştirdi hatta ve en yakınlarıyla bile küstü...ölümünü aylar sonra tesadüfen öğrendik....Allah rahmet eylesin...

Biz üç kardeş dayımı da amcam ve yengem gibi çok severdik...
Emekli avukattı,  dayım diye söylemiyorum hani hoşsohbet, karizmatik insanlar vardır, sohbetine doyamazsınız, öyleydi...benzetmek gerekirse  tok, güzel sesiyle, uzun boyuyla, pos bıyıklarıyla, arada Fransızca hoş şeyler söylemesiyle, Rutkay Aziz'i  anımsatıyor şimdi bana. Ayrıca dayım da tıpkı dedem gibi, "mir'im"li; "üstadım" lı konuşan, ceket cebinde şık bir şekilde mendiliyle, şapkasıyla, konuşmasıyla, kültürüyle, görgüsüyle tam bir eski İstanbul beyefendisiydi. 

Rahmetli babamla kardeş gibi iyi geçinirlerdi, bu kadar iyi geçinen  enşite-kayınbirader az bulunur. Hele dayımlar bize gelince nasıl sevinirdik, yemekte babamla kadeh tokuştururlardı, (akşamları içki içmeyi severdi, yıllar sonra tamamen bırakmış içkiyi de, sigarayı da, kendini dini kitaplar okumaya vermişti. )espriler, şakalar, yemeklerin lezzetine, babamla dayımın tatlı sohbetinin  lezzeti de eklenirdi.

Biz çocuklar " Dayıcım, Lorel Hardi taklidi yapsana" ! derdik.
Harika Lorel Hardi taklidi yapardı. 

Sonradan hastalıklarla, çeşitli olaylarla yaprak dökümü gibi  her şey, herkes dağıldı, o güzel sohbetler, sofralar, dostluk  mazi oldu...yo, öyle  büyük tartışmalar veya kalp kırıcı kavgalar filan olmadı,  her şey sessizce, solan bir yaprak gibi soldu...bir daha da hiçbir şey eskisi gibi olmadı....dayımın bir vakitler yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen  kızı için de  artık bir anlam taşımadığımızı,  görüşülmek bile istenmeyen yabancılar olduğumuzu farkettim...öyle ki,  annemin, babamın ölümünden bile belki haberi  yoktur! Varsa da bir telefon bile açmadıysa hiçbir şey diyemiyorum artık, ne diyeyim ki, üzülsem de  elden bir şey gelmez...mutlaka benim bilmediğim ama kendince bir sebebi vardır...

 

Allah hepsine rahmet eylesin, mekanları Cennet olsun...Üzgün

Kalıcı Bağlantı Yorum (23) Yorum yaz!

Sevgili annem

13/5/2007 · Kategori: TAZIYE DEFTERI

SEVGİLİ ANNEM....  

 



Annemler Kalpli
 

Sevgili anneciğimin, 1930, 21 Şubat'ında başlayan, 77 yıllık hayat hikayesi, 8 Ocak 2007 günü  sona erdi.

 

Annem, bulaşık yıkarken "Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım", "Gönlüm yaralı bilmiyorum yar bana ne oldu" gibi klasik şarkılar okurdu, Hamiyet, Müzeyyen gibi şarkıcıları çok severdi...son günlerinde ise en çok ' Urfa'nın etrafı dumanlı dağlar' ı söylerdi, ikimizin de çok sevdiği bir türküdür, ben tıpkı onun gibi mutfakta iş yaparken söylerdim, onun da diline dolanırdı...çok güzel yemek yapardı, börekler, içli köfteler, turşular, reçeller, alzheimer olana dek tabii...sokağa çıkarken güzel şapkalar takardı, kedileri, parfümleri, gülleri çok severdi...

 

2. Dünya Savaşı'nı yaşamıştı, Anne Frank'ın Hatıra Defterini hiç unumazdı, alzheimer yüzünden bensiz 10 dakika bile kalamazdı, 23 Kasım'da odasında düşmesinden önce, son kez sokağa çıkışı 10 Kasım Anıtkabir ziyareti olmuştu! Allah'ın takdiri... sanki içime doğmuş, sanki annecim son kez Atatürk'ü ziyaret etsin demişim....ilkokulu okuduğu Burdur'u hiç dilinden düşürmezdi, büyük bahçeli bir evde oturmuşlar, bir sürü meyva ağacı, üzüm asmaları olan, minik bir dere de akarmış. Burdur'u çok severdi...orada kendi gibi ilkokula giden arkadaşı Kadriye'yi, bahçevan Sait Efendi'yi bile hatırlardı...(alzheimer hastaları eski günleri hatırlıyorlar)

 

Her zaman oturduğu koltuğu boş ama ben orada annemi görüyorum: Gülümseyerek, bana Burdur'daki evi anlatıyor: "9 ağaç ceviz vardı, kara dut, beyaz dut, kayısılar......."

 

Seni seviyorum anne

  

 

We'll meet again

Don't know when

Don't know where

                But I know we'll meet again

Some sunny day...

 

Yine buluşacağız

        Ne zaman bilmiyorum

   Nerede bilmiyorum

        Ama güneşli bir günde

   Yine buluşacağız...

evet anneciğim Sinatra'nın şarkısındaki gibi seninle yine buluşacağız...

bekle beni... 

  

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

sevgili yengem

24/10/2006 · Kategori: TAZIYE DEFTERI

SEVGİLİ YENGEM...

 

Bugün, az önce aldığım bir telefonla, çook uzaklara gittim...

Küçük bir bahçe içinde, beyaz boyalı, iki katlı, şirin bir ev gözümün önünde canlandı, bahçede kırmızı, kırmızı kızılcıklarla dolu Kızılcık ağacı, hemen altında çıkrıkla su çektiğimiz kuyu..amcam ve yengemin evleri, ne sevimliydi, ne şirindi, masallardaki evler gibi...

 

- Yengeeeeeee...burda kocaman bir böcek gördüm!!!

 

diye bağıran 7 yaşında bir kız çocuğu (yani ben)...bahçenin her tarafı güzel çiçeklerle doluydu, kırmızı, yeşil çizgili yapraklar, küpeler, ortancalar da var mıydı? hatırlamıyorum ama hatırladığım çiçekten geçilmediğiydi, bir gün başka bir komşunun bahçesine gidip dut ağacının altına kocaman beyaz bir çarşaf tutmuş ve lezzetli dutlar, patır patır, yağmur damlaları gibi çarşafa dökülmüştü...

 

Yengem, dünya tatlısı, şeker biriydi, çok iyi bir eş, harika bir anne ve babaanneydi...hiç boş oturduğunu görmemiştim, ya bir şey örer, ya tığ işler, ya perdeleri yıkamıştır, ya da reçel yapmaktadır...hep "ev işi bitmez, Allah bitirmesin"

derdi...çok da misafirperverdi, evleri konuksuz kalmazdı...

 

Sevgili yengecim beş yıl kadar önce melek oldu, o zaman blogum olmadığı için, bu yazıyı ancak 2006 yılında yazabildim...Allah, kalanlara uzun, sağlıklı ömürler versin...yitirdiklerimizi aklımıza getirdiğimiz ve gözümüzün önünde canlandırdığımız her an, onların da bizi gördüklerine inanıyorum...

 

O yüzden şu anda yengemin de beni gördüğüne, bu satırları okuduğuna inanıyorum ve onun pamuk ellerinden öpüyorum......Allah rahmet eylesin...

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!