BİR ÜLKEDE NAMUSLULAR DA, NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMALIDIR.

TİTANİK' le İLGİLİ GERÇEKLER

30/7/2008 · Kategori: TITANIK FACIASI

Titanik ne zaman battı? Titanik, 14 Nisan 1912 yılında, akşam saat 23.30'da ve ilk seferinde battı.

Nereye gidiyordu? Gemi, İngiltere, Southampton limanından yola çıkmıştı ve New York’a gidiyordu.

Neden battı? Ana sebebi bir buz dağına çarpmasıydı, batması yaklaşık 3 saat sürdü, 15 Nisan 1912’de, saat 02.45 sularında gemi tamamen buzlu sulara gömülmüştü.

Nerede battı? Titanik Atlas Okyanusunda battı.

Titanik ismi ne demek? Titan, Yunan mitolojisinde dünyayı yöneten büyük tanrılara denirdi. (İngilizce okunuşu: 'taytanik'.)

Titanik nasıl bir gemiydi? 268 metre uzunlukta, 4 bacalı, 11 katlı, 46.000 ton ağırlığında,  içinde yüzme havuzları, Türk hamamı, dans salonları olan, çok lüks bir gemiydi. En büyük özelliği ise 'ASLA BATMAZ' bir gemi olarak düşünülmesiydi. Hatta 'Tanrı bile batıramaz' diyenler olmuştu.

Kazadan kaç kişi sağ kurtuldu? Sadece 705 kişi sağ kurtuldu. 1.517 kişi öldü. Yeterince can yeleği vardı bu yüzden ölenlerin çoğu boğularak değil,  -2 derecedeki su yüzünden/hipotermiden öldüler.
324 1. sınıf kamara yolcusundan 201' i kurtuldu
277 2. sınıf kamara yolcusundan 118'i kurtuldu
708 3. sınıf kamara yolcusundan 181'i kurtuldu
885 mürettebatın 212'si kurtuldu
13 postacı ve müzisyenden hiç kimse kurtulamadı.

Titanik kazazedelerinden halen hayatta kimse var mı?: Hayır.Titanik faciası sırasında, 2 aylık olan Millvina Dean'in de 14 Nisan 2009 tarihinde, 97 yaşında ölmesiyle kimse kalmadı.

Gemide kaç kişi vardı? Gemide 2.228 kişi vardı, 1.345 yolcu ve 885 mürettebat. Cankurtaran sandalları ise 1.178 kişiyi alacak kapasitedeydi ama panikten sandallar tam kapasiteyle doldurulmadı!

Titanik’in bandırası neydi? İngiliz bandıralı bir gemiydi. İrlanda’da inşa edilmişti. Yapan şirketin ismi ‘White Star’ dı. (Beyaz Yıldız anlamında). Yapılması 3 yıl sürmüştü.

Titanik'in kaptanı kimdi/ne oldu? Titanik'in kaptanı Edward Smith'di. Evli ve bir çocuk babasıydı, gemisinin batışıyla öldüğünde 62 yaşındaydı, tam olarak nasıl öldüğü konusu tartışmalı, kimi yolcular kaptanı can yeleğiyle suda gördüklerini söylerken, başka yolcular onun son ana kadar hala dümenin başında olduğunu söylemişler. Kaptanın İngiltere'de bir heykeli de bulunmaktadır.

Titanik'in enkazı ne zaman bulundu? 1985 yılında son imdat sinyalinin gönderildiği yerin 13 mil güneydoğusunda (New Founland açıklarında)38.000 metre derinlikde bulundu.

Titanik’in yolcuları: Çok zengin, ünlü kişiler, kontesler, lordlar gibi aristokratların yanı sıra o kadar şanslı olmayan ve 3.sınıf kamaralarda alt katlarda kalan yolcular da vardı. Cankurtaran sandallarına öncelikle kadın ve çocuklar alınmaktaydı. Bayan Strauss, kocasının gemide kalacağını –ki bu ölüm demekti- anlayınca, sandala binmedi ve eşiyle birlikte sulara gömüldü.

Titanik'te Türk yolcu var mıydı? Hayır.

Aradan 96 yıl geçmesine rağmen, Titanik’in batmasının nedeni hala tartışılıyor. Buzdağları uyarısı yapan telsiz mesajlarının ikisinin kaptan köşküne ulaşmadığı bir gerçek! Bu ihmalkarlık olmasaydı belki Titanik batmayacaktı. Ayrıca gemide herkese yetecek kadar cankurtaran sandalı olsaydı bu kadar büyük insan kaybı olmayacağı da ayrı ve üzücü bir gerçek.

     
Titanik'in enkazından bir  fotoğraf
foto: Ralph White / Corbis File


picture: skinmagic.co.uk

OKYANUSUN KALBİ isimli  mavi elmas gerdanlık.

Filmin şarkısını söyleyen Celin Dion, 1998 Oscar ödül törenlerinde filmin şarkısını söylerken, bu gerdanlık da boynundaydı. Gerdanlık şu anda Charlestown, Cornwall'da National Shipwreck Müzesinde sergileniyor.
Mavi elmasın ta 16. Louis dönemine kadar giden bir öyküsü var. 16. Louis idam edilmeden önce kalp şeklinde olduğu sanılan kolye ortadan kaybolmuş. 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (23) Yorum yaz!

TİTANİK

5/7/2007 · Kategori: TITANIK FACIASI

YÖNETMEN: James Cameron

ROSE:
Kate Winslet

JACK:
Leonardo di Caprio

MÜZİK: My Heart Will Go On , söyleyen:
Celin Dion

KAZANDIĞI ÖDÜLLER: 11 OSCAR ödülü, ve Altın Küre dahil, pekçok başka ödül kazandı.

Yıl 1996, yıllardır Titanik’in enkazını arayan araştırmacılar nihayet 1912 yılında ilk seferinde sulara batan, geminin enkazını bulurlar. Dalgıçlar geminin enkazından küçük bir kutu çıkartılar, kutunun içinden genç, güzel bir kadının, kara kalemle yapılmış, bir ‘nü’ resmi çıkar, kızın boynunda harika, büyük bir elmas gerdanlık vardır. ‘Okyanusun Kalbi’ isimli gerdanlık…




Tüm bunlar televizyoncuların çok dikkatini çeker, araştırmaları sonucunda resimdeki kızın kazadan sağ kurtulan yolculardan olduğunu ve halen hayatta olduğunu öğrenirler. Kadın şu anda 101 yaşındadır ve ismi Rose Dawson Calvert’ dir.

Nihayet ekiptekiler ile kadın buluşurlar, yaşlı kadın resmi görünce gözleri buğulanır ve “ Evet bu benim resmim” der. Ve geçmişe dönerek, onlara tüm hikayeyi anlatır:


1912 yılında, zengin ve asil bir aileye mensup olan Rose annesi ve nişanlısıyla, Titanik’in lüks kamarasında yolculuk edecektir. Beş parasız, dürüst bir genç olan ve resme çok büyük yeteneği olan Jack de, kendisi gibi meteleksiz bir arkadaşıyla poker oyununda Titanik’in 3. sınıf kamarasında bedava seyahat bileti kazanmıştır.

Rose, ailesinin zoruyla, baskısıyla nişanlanmıştır ve bu yüzden nişanlısını hiç sevmemekte hatta nefret etmektedir. Bu hiç sevmediği adamla evlenmektense gece güverteye gider ve kendini sulara atarak, intihar etmeyi düşünür. Fakat tam o anda Jack onu kurtarır. İntihar fikrinden de caydırır.




İki genç böylece tanışırlar, ikisi de farklı sınıflardadır, Rose çok zengin, Jack ise beş parasızdır. Ama Rose Jack’in resimlerini inceleyince, çok yetenekli olduğunu anlar. Aşk sınıf farkı ve zenginlik farkı dinlemez ikisi birbirlerine aşık olurlar. Ailesi ve nişanlısı ise ikisinin görüşmesini sürekli engellemeye çalışır. Rose, bir ara Jack’ten resmini yapmasını ister. Birlikte kızın kamarasına giderler, Rose üzerinde sadece ‘Okyanusun Kalbi’ isimli paha bulunmaz elmas gerdanlık olduğu halde poz verir ve Jack onun harika bir kara kalem resmini yapar.

Gemini kaptanı Edward Smith ise ihmalkar biridir, telsizle yakınlarda buzdağları görüldüğü uyarısı yapıldığı halde, umursamaz, rotayı değiştirmez ve tam yol gitmeye devam eder. Akşam, nöbetçi buz dağını görür, ‘Buz Dağı!” diye bağırır ama çok geçtir! Titanik buz dağının görünmeyen kısmına çarpmıştır. Yolcular çarpışmanın şiddeti fazla olmadığından fark etmemişlerdir bile, hafif bir sarsıntı duyulmuştur o kadar. Ama kaptan ve gemi mühendisi aşağıya inince korkunç gerçekle şoke olurlar: Batmaz denilen Titanik batmaktadır!

Kaptan herkesin can yeleklerini giymesini ve filikaların indirilmesini emreder.

Bu sırada Rose’un kıskanç nişanlısı Jack’e ‘hırsız’ diye iftira atmış ve hapsettirmiştir. Geminin batacağı anlaşılınca, Rose çılgınlar gibi Jack’i aramaya başlar ve nihayet onu bulur, zarzor da olsa bir balta yardımıyla kelepçeleri parçalamayı başarır ve buz gibi sular bellerine yükseldiği halde tekrar güverteye çıkarlar.




Rose, son anda filikalara binmeyi reddeder, ne olursa olsun Jack ile kalacaktır. Kıskanç nişanlı ise elinde silah, Jack’i öldürmek üzere peşinden kovalar, bir kaçma-kovalamaca yaşanır ama Jack kurtulmayı başarır. Nişanlısı, açıkgözlük yapar küçük bir bebeği kendi çocuğuymuş gibi kucağına alarak son filikaya binmeyi başarır.

Tüm filikalar dolmuş, yüzlerce kişi gemide kalmıştır, panik içindedir. Ve Titanik 90 derecelik açıyla, ikiye ayrılarak batar. Rose ve Jack gemiyle batmamak için elele tutuşup kendilerini buz gibi sulara bırakırlar.

Rose, ahşap bir kapının üzerine çıkmayı başarır, Jack hemen onun yanında ama boynuna kadar su içindedir, Jack kıza “ ne olursa olsun hayatta kalacaksın, söz ver” der. Rose söz verir. Bir ara Jack’in artık konuşmadığını gören kız onun da donarak öldüğünü anlar. Sözünü tutacaktır, yanında yüzen cesetlerden birinin boynundaki düdüğü zor da olsa almayı başarır, nihayet olay yerine Karpatia adlı gemi gelmiştir, Rose zarzor düdüğü üflemeyi başarır. Ve kızı kurtarırlar.





Kız, New York’a vardıklarında, Jack’in hatırasına hürmeten soyadını Dawson olarak kaydettirir. Elini mantosunun cebine attığında ise Okyanusun Kalbi’ nin hala cebinde olduğunu şaşırarak görür.

Evet yaşlı kadın her şeyi anlatmıştır, hikayeyi dinleyen herkes çok duygulanmıştır, kadıncağız güverteye çıkar, elinde yine Okyanusun Kalbi adlı gerdanlık vardır, gerdanlığı fırlatarak Jack’i de alan buz gibi okyanusa atar.

Sonra evine döndüğünde, yatağına yatar ve sessizce, uykusunda son nefesini verir.

Filmin son sahnesinde – ki buna Cennet sahnesi denilmekte- Rose ve Jack’i Titanik’ in şaşaalı ana merdivenlerinde görürüz. Gemide ölen tüm yolcular da oradadırlar. Rose beyaz bir tuvalet giymiştir, çok güzeldir, basamakları çıkar, Jack’in yanına gelir, Jack kıza elini uzatır ve öpüşürler, herkes ikisini alkışlar. Ve film bu güzel sahneyle biter.

OKYANUSUN KALBİ isimli  mavi elmas gerdanlık.
Filmin şarkısını söyleyen Celin Dion, 1998 Oscar ödül törenlerinde şarkıyı söylerken, bu gerdanlık da boynundaydı. 20 karatlık gerdanlık daha sonra yardım amaçlı bir müzayede de 2.2 milyon dolara Celin Dion'un kocasına satıldı. Mücevherci Harry Winston ise bundan esinlenerek aynısı yaptı ve 20 milyon dolarlık bu kolyenin sahibi de Gloria Stuart. 
Mavi elmasın ta 16. Louis dönemine kadar giden bir öyküsü var. 16. Louis idam edilmeden önce kalp şeklinde olduğu sanılan kolye ortadan kaybolmuş. 

ŞİMDİYE KADAR ÇEKİLEN TİTANİK FİLMLERİNİN SIRALI LİSTESİ:


1. In Nacht und Eis (1912)  Alman filmi.
2. Saved From the Titanic  (1912)
2. Atlantic (1929) Bu filmin daha sonra Titanic: Disaster in the Atlantic olarak dvd'si yapılmış.
3. Titanic (1943) Nazi propoganda filmi!
4. Titanic (1953)
5. A Night to Remember (1958), tamamen gerçek olaylara dayanılarak çekilmiş.
6. The Unsinkable Molly Brown(1964)
7. S.O.S Titanic (1979) televizyon filmi
8. Raise the Titanic (1980) Clive Cussler'ın romanından yapılan bir film
9. Titanic (1996) Televizyon mini dizisi, Catherine Zeta Jones da oynamış.
10. Titanic (1997) James Cameron'un çektiği ve yukarıda özeti anlatılan film.
11. Ghosts of Abyss (2003) James Cameron'un çektiği 3-D IMAX belgelesel bir film.

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

TİTANİK FACİASI...

22/9/2006 · Kategori: TITANIK FACIASI

 Titanik, White Star (Beyaz Yıldız) isimli bir İngiliz şirketi tarafından İrlanda'daki bir tersanede yaptırılıyor, 269 metre uzunlukta ve su seviyesinden 18 metre yükseklikte, 4 bacalı...gemicilik tarihinin bir baş yapıtı sayılıyor, ve  ASLA BATMAZ bir gemi olarak addediliyor, (niye demişler büyük konuşmayacaksın diye!)çinde olimpik yüzme havuzu, Türk hamamı, tenis kortu (daha doğrusu squash kortu) var...özellikle ana merdivenlerin şaşaası bir içmimari harikası kabul ediliyor (filmden hatırlayabilirsiniz)...yolcular arasında mülti milyonerler, kontesler, ünlü kişiler var...

 Ve, bu muhteşem, batmaz denilen lüks yolcu gemisi, 1912 yılında, İngiltere'den New York'a gitmek üzere, İLK seferinde, bir buz dağına çarparak batıyor. Tüm dünya şoke oluyor. 

GELİN ŞİMDİ TİTANİK' in GERÇEKTEN BATTIĞI GECEYE GİDELİM:

O gün, hava buz gibi...
Ay'sız bir gece....
Titanik, sakin bir şekilde yoluna devam ediyor..

SS Amerika adlı bir gemi, Titanik'in güzergahında büyük buz dağları olduğuna dair bir uyarı mesajı gönderiyor ama mesaj hidrografi dairesine gönderildiği için, asla Titanik'in kaptan köşküne ulaşmıyor, akşam buz dağları hakkında ikinci bir telsiz uyarısı yapılıyor...o da Kaptan köşküne ulaşmıyor! Sonra, New Foundland açıklarında nöbetçi görevli Frederic Fleet kocaman buz dağını görüyor...hemen imdat düdüğünü 3 kez çalıyor...ve köprüye telefon ediyor:

" Karşıda buz dağı var! " 

Gemi aniden sola dönüyor, ama çarpışma kaçınılmaz...yolcuların pek duymadığı bir çatırtı oluyor, Kaptan Smith ve diğer görevliler gemiyi kontrola gelince gördükleri şu oluyor: Titanik batıyor!...

Hemen cankurtaran sandallarının indirilmesi emrediliyor ve imdat çağrıları veriliyor.

 Sandallar inidiriliyor, ilk sandalda 65 kişilik yer varken, sadece 28 kişi biniyor! Dahası, gemi için 32 cankurtaran sandalı yapılmış ve 32 sandalla geminin tüm yolcuları ve mürettebatın kurtarılması mümkünmüş. Fakat, yöneticiler çift sıra sandalın geminin estetik görünümünü bozduğuna karar veriyorlar ve sayı 20'ye iniyor!

 1. ve 2. sınıf yolcuları çabucak sandallara ulaşırken, 3. sınıf yolcular o kadar kolay ulaşamıyorlar, bazı bölümler kilitleniyor...o yüzden 3.sınıf yolcuların kayıpları daha çok oluyor.

 Talihsizliğe bakın ki, Titanik imdat çağrıları gönderiyor ve çok yakınlarında SS Kaliforniya adlı bir gemi var...ama geminin telsizi kapatılmış çünkü telsizcinin uykusu gelmiş ve yatmış, yatmadan önce, Titanik'e ileride buz dağlarının olduğuna dair mesaj çekmesi istenmiş ama Jack Philips adlı telsizci o kadar yorgunmuş ki, "kapa çeneni, kapa çeneni, meşgulum!" demiş.

 Sonuçta, Titanik ortadan ikiye ayrılarak, -2 derecedeki sulara gömülüyor...

 Makine dairesindeki TÜM görevliler, gemi tamamen suya batana dek, ışıkların yanık kalmasını sağlıyorlar..asla görevlerini bırakmıyorlar...

Geminin orkestrası, keza gemi suya batana kadar, çalmaya devam ediyorlar. Orkestra üyelerinden ve şefinden kurtulan olmuyor, kurtulan yolcular gemi batmadan önce çalınan son şarkı hakkında hemfikir değiller, kimisi   'Nearer, My God, Thee'  (Tanrı'ya daha yakın) isimli bir ilahi duyduğunu, kimisi de 'Sonbahar' isimli bir şarkının çalındığını hatırlıyor...sonradan, cesedi teşhis edilenler arasında orkestra şefi Wallace Hartley de var ve adamcağıza bir kahraman muamelesi yapılıyor, cenaze törenine binlerce kişi katılıyor....

 2.223 yolcudan sadece 706'sı kurtuluyor, sandallar tam kapasite doldurullsaydı 1.178 kişi kurtulabilrdi oysa... sandalla gidenler sudaki yolcular için geri dönüp dönmemek konusunda tartışıyorlar, gemi batarken oluşan anaforun sandalı batırmasından korkarak dönmüyorlar...

Suya batan yolcular boğularak değil, (çünkü bol miktarda can simidi, yeleği varmış) -2 derecedeki suda DONARAK ölüyorlar...

 Kaza yerine ilk ulaşan Karpatya isimli gemi oluyor...sudan sadece 12 kişi kurtuluyor...

Bu arada kurtulanlar arasında 1.sınıftaki yolculara ait köpekler de var...

 Titanik'in neden battığına ilişkin bir sürü farklı teoride var..bunlardan biri, mumyanın laneti:

TİTANİK' i  MUMYANIN LANETİ Mİ BATIRDI?

 Prenses amen-ra M.Ö 1500 yılında yaşamış bir Mısır prensesi, Nil nehri kıyısında gömülmüş olan prensesinin tabutunu 1880'lerde 4 zengin İngiliz Luksor'da kazı yaparken buluyorlar ve büyük paralar vererek satın  alıyorlar. Akabinde, adamlardan biri çöle doğru yürürken görülüyor ve bir daha geri gelmiyor, diğer ikisi de iflas ediyor, üçüncü ise bir Mısır'lı tarafından kazayla vuruluyor.

 Ama mumya yine de İngiltere'ye ulaşıyor, Londra'lı zengin bir iş adamı mumyayı satın alıyor ama ailesi kazada yaralanıp, evinde yangın çıkınca çareyi mumyayı müzeye (British Museum) bağışlamakta buluyor.

Mumya müzeye taşınırken, aniden ters dönüp işçilerin üzerine düşüyor, birinin ayağı kırılıyor, diğer işçi ise sağlıklı bir olduğu halde 2 gün sonra ölüveriyor.

 Mumya, müzenin 'Mısır' bölümüne yerleştirilince, belalar peş peşe geliyor, gece bekçileri mumyadan çekiç ve ağlama sesleri geldiğini söylüyorlar, bir bekçi görev başında ölü bulununca, diğer bekçiler korkup işi bırakıyorlar. Temizlikçiler mumyayı temizlemeyi reddediyorlar..sonunda yetkililer mumyayı bodruma kaldırıyorlar sadece lahiti sergiliyorlar. (Lahitin sergi no:22542 ve hala müzede sergilenmekte!)

Sonunda tüm bunlar gazetecilerin kulağına gidiyor, bir fotoğrafçı mumyanın resmini çekiyor, resmi basınca korkunç bir insan yüzü çıkıyor, adam yatak odasına gidip, kapıyı kapatıyor ve sonra kendisini vuruyor.

 Kısa süre sonra mumyayı bir kolleksiyoncu satın alıyor ama onun da başına ölümler dahil belalar gelince adam mumyayı tavan arasına kaldırıyor ve sihirli güçler konusunda uzman olan Madam Helena Blavatsky'yi çağrıyor. Kadın evde çok yoğun kötü güçler hissediyor, adam kadından bu şeytani güçleri kovmasını isteyince kadın, 'bunu kovmak imkansız, en kısa zamanda ondan kurtul' diyor. Fakat 10 yıl içinde 20 kişinin ölümüne sebep olan mumyayı hiçbir müze istemiyor.

 En sonunda, Amerikalı bir arkeolog ve satranç ustası William T. Stead yüklü miktarda para verip mumyayı satın alıyor ve gemiyle İngiltere'den, New York'a götürmek istiyor. Fakat, kötü şöhreti yüzünden mumyayı gemiye almazlar diye korktuğundan, mumyayı Renault marka yeni bir otomobilin altına saklıyor!

 Tahmin ettiğiniz gibi gemi Titanik!...adam felaket gününden bir gün öncesine kadar kimseye gerçeği söylemiyor.  Ve, 14 Nisan 1912'de Amen-re, 1500 yolcuyla birlikte sulara gömülüyor. 

                                     Aşağıda Titanik'in enkazından bir resim...

                                                    

 Titanik'in batışıyla ilgili diğer teoriler:

 1. 2003 yılında, Buzul Pilotaj Servisi adlı bir kuruluşun üyesi olan, Kaptan L.M. Collins, Titanik'in Batışı: Esrar Çözüldü isimli kitabında, üç temel ipucu göstererek, Titanik'in sanıldığı gibi buz dağına değil, suyun az altında yüzen bir buz tabakasına çarptığını yazdı.

 2. Titanik'in inşa edildikten hemen sonra, potansiyel olarak maddi bir zarar olması bekleniyordu ve bu yüzden bilerek kurban edildi. Çünkü telsizle yapılan buz dağı uyarılarına rağmen, geminin rotası güney değil, kuzeyde seyrediyordu.

 3. Gemi İrlanda, Belfast'taki tersanede inşa edilirken, Katolik ve Protestan işçiler arasında kavgalar çıkmış, bir işçi 'bu gemi ilk seferinen geri dönmeyecek' demiş.

 4. Gemi denize indirilirken, geleneksel 'vaftiz' sırasında şampanya şişesi ilk seferde kırılmadı, bu da denizcilikte uğursuzluk sayılır. Fakat, bu söylenti de gerçek değildi çünkü White Star şirketi kural olarak hiçbir gemiyi denize indirirken vaftiz etmiyordu, Titanik'de yapılmamıştı.

 TİTANİK' in GERÇEK AŞK HİKAYESİ

 Bir kontesin hizmetçisi olan, Roberta Maoini isimli, 21 yaşındaki kadın, kontes sayesinde, birinci sınıf kamarada seyahat ederken, gemiyi yapan şirket olan White Star (Beyaz Yıldız) şirketine bağlı mürettebattan bir gence gönül veriyor..

Titanik, dev buzdağına çarpıp da batmaya başlayınca, isminin asla açıklanmadığı genç, Roberta'yı arayıp, buluyor ve onu cankurtaran sandalına binmesine yardım ediyor..

 Filika denize indirilmeden önce yani ayrılmadan önce, kadının avucuna White Star'ın resminin olduğu bir broş bırakıyor..

Ve genç adam gemiyle birlikte buzlu sulara gömülüyor...

Roberta ve Kontes Lucy Rothes, Carpatia adlı gemi tarafından kurtarılanlar arasında bulunuyorlar ve New York'a gidiyorlar...birkaç saat sonra Roberta, bu ismini bilmediğimiz genç için çok dokunaklı bir de şiir yazıyor...

 Yıllar sonra, şiir bir müzayedede açık arttırmayla satılıyor...

Roberta ayrıca, 1926 yılında, Titanik'in batışını anlatan yedi sayfalık bir yazı da kaleme almış...yazısında geminin son anlarında, güvertedeki bir grup kadın ve erkeğin nasıl korku ve dehşet içinde olduğunu anlatmış...cankurtaran sandalında okyanusun dalgaları arasında kaybolmadan önce yüzlerce yolcunun korkunç son çığlıklarını duymuş... 

 Roberta'nın isminin açıklanmasını istemeyen yeğeni "Roberta ve o genç birbirlerine sırılsıklam aşık olmuşlardı" demiş..

Roberta'nın yazdığı şiir, yedi sayfalık anısı, broş ve kızın fotoğrafının Mart ayındaki müzayedede en azından 10.000 sterline alıcı bulması bekleniyormuş...

 Kaynak: BBC, 18 Şubat 1999

 ENKAZIN BULUNUŞU

 1912 yılında Titanik battıktan hemen sonra, pekçok kuruluş gemiyi bulmak istedi ama yıllarca kimse başarılı olamadı. Sonunda 1 Eylül 1985 yılında Amerikan-Fransız ortak keşif grubu 'Knorr' adlı gemiyle, New Foundland'ın güney doğusunda, 38000 km. derinlikte, Titanik'i buldu!...

 Titanik'le ilgili pekçok film, tv dizisi ve filmi çekildi. Enson 1997'de James Cameron'un çektiği ve başrollerinde Leonardo diCaprio ile Kate Winslet'in oynadığı Titanik filmi, 11 Oscar kazandı ve muazzam gişe hasılatı yaparak, Yıldız Savaşları filminin rekorunu bile altetti!

 TİTANİK' ten SAĞ KURTULAN SON KAZAZEDELER

Titanik'ten sağ kalan Amerikalı son kazazede, Lilian Gertrud Asplund, 2006 yılında, 99 yaşında öldü.  Lilian kaza sırasında 5 yaşındaydı, kazada babası ve üç erkek kardeşini kaybetmişti ve kendisinden başka sadece annesi Selma Asplund ve 3 yaşındaki kardeşi sağ kurtulmuşlardı. İlginçtir, annesi Selma da, 1964'de, Titanik'in batığı gün yani 15 Nisan'da  ölmüştü. İngiliz son kazazede ise gemi batarken henüz 2 aylık olan,  Millvina Dean isimli kadın da 97 yaşında 2009 yılında ölmesiyle Titanik'ten sağ kalan son kazazede de ölmüş oldu.

FACİADAN SONRA :
Titanik faciasından sonra, MacKay-Bennet isimli gemiye çok kötü bir görev verilmişti, denizdeki cesetleri toplayacaklardı. Geminin kaptanı  Frederick Harold Lardner' dı. Gemi, buz ve tabut alarak yola çıktı. Geminin battığı yeri büyük bir mezarlık addediliyor ve hiçbir gemi o bölgeye uğramak bile istemiyordu.
Manzara korkunçtu, üzerinde gece elbisesi olan ve kucağında bebeğini tutan bir kadın, yakınında kucağında minik köpeğiyle başka bir kadın, bir sandalyeye tutulu olarak ölmüş üç erkek, düzinelerce can yelekli donmuş insan...20 Nisan'da denizciler cesetleri toplamaya başladılar, ilk gün 51 ceset toplandı, iki gün sonra 87 ceset daha toplandı, mültimilyonerler, ve kahraman orkestra şefi bunlar arasındaydı, henüz 2 yaşındaki bir çocuk cesediyse, Titanik'in en minik kurbanlarından biri  olarak herkesi ağlatmıştı. Güvertede yer kalmayınca Kaptan, Minia isimli bir başka gemiyi yardıma çağırdı. Onlar da 306 ceset buldular, 116'sı denize gömüldü.  Kimliği teşhis edilemeyenler topluca Fairway mezarlığına gömüldüler. 2 yaşındaki çocuğun kim olduğu bilinmiyordu daha sonra üçüncü sınıf yolculardan Alma Paulson'un oğlu olduğu anlaşıldı, annesi de ölmüştü ve tesadüfen oğlunun hemen yanına gömülmüştü. 

                               

Ve, en son çekilen Titanic filminden bir  sahne...

Kalıcı Bağlantı Yorum (53) Yorum yaz!